İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir. Yani; sıradan insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur.
Tıpkı bir hapishanede ortak bir felaketle birbirine bağlı olan insanlar bir arada olduklarında kendilerini nasıl daha rahat hissederlerse, hayatta da analiz etmeye ve sentezlemeye yatkın olan insanlar bir araya geldiklerinde, onurlu ve özgür düşüncelerini birbirlerine aktararak vakit geçirdiklerinde bu tuzağın farkına varmazlar. Bu bakımdan akıl yeri doldurulamaz bir zevk kaynağıdır.
Gerçi elimizin altında kitaplar var, ama bu canlı sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. -Bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.
Kitap yeni mezun bir doktorun ilk atama gördüğü yerde tek başına yüreği ve aklı ile hastalara müdahalesinden bahseder. Hem kendi kendi konuşmasını, korkularını çok akıcı bir dille betimleyerek kendiniz yaşıyormuşsunuz hissini okuyucuya aktarmaktadır. Bir yandan korkarken, kararsızlık yaşarken bulunduğu ortam,ın hastanın veya yakınının (yani mağdurun) sizden çaresizce beklentisi doktoru devleştirir, kendini keşfetmesini sağlar. Her geçen vaka ile genç doktor olgunluğa doğru ilerlemektedir. Keyifle okuduğum, dili akıcı ve merak uyandırıcı bir kitaptı, eğer benim gibi gurbette çalışıyorsanız kendinizden bir şeyler bulacağınız, faydalı olmak için kendinizi unutarak çevrenize verici olduğunuz ve bununla mutluluğu yakaladığınızı hissedeceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar