Hüsna Encu

Hüsna Encu
@HSNE
Switzerland
13 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Kalabalık, insanın üstüne üstüne gelen bir gürültü gibidir; yüzler, sesler ve aceleler birbirine karışır. Bir süre sonra insan, kendini değil sadece akışı taşır. İşte tam o noktada sessizlik bir sığınak olur. Kimsenin bir şey beklemediği, zamanın yavaşladığı bir yer. Sessizliğe kaçmak, dünyadan vazgeçmek değil; ona kısa bir ara vermektir. Orada düşünceler daha net, duygular daha dürüst olur. Kalabalığın arasında kaybolan iç ses, sessizlikte yeniden duyulur. İnsan, en çok da o anlarda kendine yaklaşır.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bazı insanlar vardır; aslında hiçbir şey bilmezler ama kendilerini dünyanın merkezindeymiş gibi görürler. Bilgisizliklerini kibirle kapatmaya çalışırlar. En sinir bozucu olan da budur: Bilgisi az, özgüveni fazla insanlar… Sessizce öğrenmeye çalışmak yerine yüksek sesle bilmişlik taslarlar. Oysa gerçek bilgi tevazuyla yürür; gürültüyü çoğu zaman cehalet çıkarır.
Bazen hayat sessizce omzumuza dokunur. Hiçbir şey söylemez ama biz anlarız. Değişme zamanının geldiğini, içimizde bir şeyin artık eski kalıba sığmadığını hissederiz. Bir cümle, bir bakış, bir anda beliren o iç ses… Hepsi bizi aynı yere çağırır; Kendimize. Gerçek güç, en gürültülü adımlarda değil; En sessiz fark edişlerde saklıdır. Ve insan, bunu fark ettiği gün gerçekten yola çıkar. Yeni yollara..
Bazen bir şeyin eksik olduğunu anlıyorsun, ama neyin eksik olduğunu artık bilmiyorsun garip boşluklarla dolu bir farkındalık..
Gece yarısını çoktan geçmiş saat. Dünya uyuyor, ama benim önümde bir kağıt uyanık. Bembeyaz, tertemiz. Henüz hiçbir kelimenin ağırlığıyla lekelenmemiş. Elimde yıllardır yanımdan ayırmadığım o kalem. Ucunda geçmişin izleri, mürekkebinde saklı hatıralar. Nice defter gördü, nice cümle taşıdı. Kimi zaman bir iç döküşe tanıklık etti, kimi zaman bir hayalin ilk adımına. Ama şimdi, burada, bu kâğıdın karşısında… sanki o da duraksıyor. Nereden başlanır? Bir hikâyeye mi, bir duyguya mı, yoksa sadece sessizliğe mi? Bazen ilk kelimeyi yazmak, bir ömrün en zor kararı gibi gelir. Çünkü her kelime, kâğıdın saflığından bir parça eksiltir. Ama aynı zamanda, her kelime o beyazlığa anlam verir. Kalemi parmaklarımda evirip çeviriyorum. Ucu kâğıda dokunmak istiyor ama ben izin vermiyorum. Korkuyorum belki — yanlış bir kelimeyle o güzel beyazlığı bozmak istemiyorum. Ama içimde bir ses fısıldıyor: “Yaz… Bozulsun. Çünkü her güzellik, iz bırakıldığında gerçek olur.” Ve o an, kalem ucu kâğıda değiyor Bir mürekkep damlası, gecenin sessizliğine düşüyor. Bir kelime! Belki sıradan, belki büyülü… ama bana ait.