Bazen insan en çok güvendiği yerden yara alıyor. Yalan öyle sinsice giriyor ki araya, gerçeğin tadını bile unutturuyor. Neden yalan söylenir ki? Korkudan mı, çıkar için mi, yoksa sadece alışkanlıktan mı? Oysa bir kelimeyle yıkılacak güveni kurmak yıllar alıyor. Söylenen her cümlenin ardında “acaba?” demek ne kadar yorucu, bir bilseler… İnsan, sevdiği kişiden dürüstlük bekler; çünkü dürüstlük, sevginin en sessiz ama en güçlü dilidir.
Artık biri konuştuğunda gözlerine değil, kelimelerinin ağırlığına bakıyorum. Gerçek mi söylüyor, yoksa yine güzel bir masal mı anlatıyor diye tartıyorum içimden. Yalan, sadece güveni öldürmüyor; insanın içindeki huzuru da söküp alıyor. En acısı da şu: Bir kez yalanın gölgesi düştü mü araya, artık hiçbir söz tam aydınlık olmuyor. Keşke insanlar, bir cümlelik dürüstlüğün, bin cümlelik yalandan daha kıymetli olduğunu anlayabilse.