Bir dergâh-ı gariptir, bir feryâd-ı gariptir, bir firkat-ı gariptir, ki dünyadır bu.
.
Ne bir cennet-i âlâ, ne bir gül-i rânâ, ne yalnızca hülya, karadır dünyadır bu.
.
Ne yalnızların imdadı, ne gariplerin feryadı, ne yetimlerin muradı, yalandır; dünyadır bu.
.
Bir kara goncadır, sayman; derdi oncadır, sanman bidayeti doğuncadır, evveli vardır, dünyadır bu.
.
Derviş diyar diyar gezer, âlemi nalla ezer, kimine gümüş, kimine zer; kimine rüyadır; dünyadır bu.
Çay dervişin meyiydi. İçtiği vakit dem bulurdu onlar. Zira çay dervişlere benzerdi. Gönlü semaverin içinde kaynayan o su gibi dalgalanmadıkça durulmazdı dervişler. Sonra o gönüllerindeki dalga, akıllarına sirayet etmeden dem tutmazlardı.