Hümeyra Sofioğlu

Başımızdaki musibete benlik penceresinden baktığımızda onun adı gam, tasa ve kederdir. Ancak bir başka insanın gözünden kendi musibetimize baktığımızda onun adı nasihat ve ibrettir. Melekler gözüyle baktığımızda yaşadıklarımız bir zikir, Rabbimiz açısından düşündüğümüzdeyse bu ancak bir tecellidir. Merkezden uzaklaşıldıkça başımıza gelenler bir felaket olmaktan çıkıp, bir hizmet ve bir ödül olmaya doğru yol almaktadır.
1000k
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İstidatların ortaya çıkma ve olgunlaşma vesilelerinden olan musibetler, istidatların yeşermek için ihtiyaç duyduğu manevi yağmurlardır. Görünüşte hoşa gitmeyen bu olaylar fıtratta açığa çıkmamış özellikleri bulur, büyük dönüşümlere sebebiyet vererek onları ortaya çıkarır. Sahabe Efendilerimiz zamanındaki imtihanlar onların istidatlarını ortaya çıkarmış ve onlar bu musibetlerin sevkiyle yeryüzünün yarısına tohum gibi serpilebilmişlerdir.
1000k
Seyir Tesellisi
Çünkü acıyı sahiplenip onun içine girdiğimizde gerçekte var olandan daha fazla keder saracaktır bizi. Bıçağın kendisini kesememesi ve gözün kendisini görememesi gibi insanda yaşadığı acıyla özdeşleştiğinde kendisini onaramayacak ve çıkmaz sokağa girecektir. "En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak... Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım?" diyen Tanpınar çözümü ne düşünmekte ne de içine kapanmakta bulamadığını itiraf ediyordu. 《Çünkü çözüm dışarıdan bakmaktaydı.》
1000k
•İçinde bulunduğu andan başka sermayesi yoktur insanın. İçinde bulunduğu mekandan başka imkanı yoktur. Şimdi çektiği ve bir sonraki zaman diliminde yok olacak olan kederinden başka kederi yoktur. •Geçmiş insanın rüyası, gelecekse hayalidir. İnsanın önünde her gün bembeyaz bir sayfa vardır: Adı 'bugün'dür. Bir hak dostu 《Gün sizin misafirinizdir. Ona iyi davranın ki gidince iyiliğinizden bahsetsin》der. • İnsan "Bugün dayanacağım" deyip yarın geldiğinde "Bugün de dayanacağım" demeyi öğrenmeli durmadan acıyı genelleyen, sabrıysa yaymaya çalışan o şeytani sese kulak asmamalıdır. Bugün eceline bir gün kalmış olmasına rağmen, yıllar sonrasına ait sıkıntılarla kafası meşgul şimdi kim bilir kaç insan vardır?
1000k
Arapçadan dilimize geçen imza ve mazi kelimeleri aynı köktendir. İmza iş bitince, yani mazi olunca atılır. Mazi yani geçmiş, altına imza attığımız bir şeydir ve geri döndürülemez. İnsan geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları akılda, hatırda, hafızada sıcak tutarak, var olan sabrı geçmişe de yöneltir ve bugüne lazım olan sabır gücünden olur; bu yüzden şimdi yaşadığı musibet ona olduğundan daha büyük, mevcut dayanma gücüyse gerçekte olduğundan daha az görünür.
1000k