Bener

'Sadece bacağımı düşünüyorum. Aşabildiğimi.Muhetemelen diğer yürüyüşçüler gibi.' Henüz devam ediyorum okumaya. Ancak dokunan bir yanı var. Hayat hepimizin için farklı aktığını ve dünyanın sadece bizden, bizim penceremizden ait olmadığını, söylemediklerimiz ve bazen söylediklerimizin bize oturduğu, incittiği, umut verdiğini görüyor insan. İnsan biliyor ama fark etmesi. Bazen değiştirmek için uzun ve kallavi bir şey bekliyor. Ama hayat öyle büyük yerlerde, devasa olaylarda değil küçük anlarda akıyor. Evet hani büyük olaylarda da akıyor. Ama hayatı bu kadar idealize ettikçe sanki yaşamıyor yaşamaktan uzakta sanıyor insan kendini. Onunla bağ kurmakta zorlanıyor. Aslında hayatın onun halihazırda bağ kurduğunu görmüyor, fark etmiyor. Akıyor zaman biz istemesek de ve sen kendi içinde kendinle boğuldukça sanıyorsun ki bir sen boğuluyorsun, bir sana hayat zor bir sen yalnızsın bir sen korkaksın bir sana böyle davranıyor hayat. Hayır hayat farklı yerlere farklı bir nabızla farklı bir nefesle akıyormuş. Sen hayata o boğulduğun sudan baktıkça gördüğün ya da bildiğin tek şey tehlikeli olması seni öldürecek suları boğazına kaçırması.Ama dursan yürümeye devam etsen sakin kalsan bogulmayacaksın. Ve sakinleşince gökyüzünü göreceksin, güneşin ışığını bulutların güzelliğini zerafetini fark edeceksin. Sadece denizi düşünmeli, sadece yürümeli insan. Şu an bana akışta kal diyor, tevekkül et. Her şey olması gerektiği gibi oluyor.Kendinle yola çık. Yolu düşünme sadece yürü. Yol çeker, yol öğretir. Yol iyi ki var. Her şeye rağmen 😌