Kurulsa pazarın hiçe gidersin,
Sen zatını âlemde cevher mi sandın.
•••
Yarın ola hayrola derken göçe gidersin
Sen bu âlemi kendine Kevser mi sandın
Nice sultanlar geçti, adı kül oldu,
Bir nefeslik canı ebediyet mi sandın
Omzuna yüklediğin gururdan haberin yok, Toprağın çağrısını yalan mı sandın
Bir gün terazide susar bütün sözler,
Ağırlığın neyse odur;
Gölgen bile senden şahitlik isterken,
Kendini hakikatten âzâd mı sandın...
Yakın geçmişte okuduğum kitapların sade, anlaşılır dil ve kurgularından sonra benim için sert bir geçiş oldu. Bir duraksadım. Eseri okumadan önce, eser hakkında değil de yazarı hakkında araştırma yapanlardanım. Bu sayede benim anlamlandırma sürecim daha kolay oldu. Çünkü eser boyunca Bener sizden gerçekten bir şeyler bekliyor ve beklentisini karşılayamadığınızda ise eser sizin için zorlaşıyor. Örneğin: Sema ve Ferda’yı anlamlandırmak için yazarın hayatı hakkında bilgili olmalısınız. Çoğu zaman yaşadığı durumları farklı yazarlar, sanatçılar ve eserleri üzerinden yaptığı alıntı ve göndermelerle aktardığı için belli bir kültürel birikime de sahip olmalısınız; içeriği yemek yeme ve açlık olan satırların bitişinde Knut Hamsun’un adı geçtiğinde anlam verememe sorunu yaşamamak, Oblomov’u anladığını anlatırken, devamında biraz açıklamış olsa da neyi anladığını sorgulamamak, “Richard Strauss müziğinde, El Greco yüzlü şövalye Donkişot’tum’ cümlesini ve onu takip eden cümleleri duraksamadan anlamlandırmak ve canlandırmak adına bahsettiğim kültürel birikime sahip olmak, bir nevi zorundasınız. Olmazsanız yazarın oldukça fazla kullanmış olduğu metinlerarasılık tekniği, metinler arasında kaybolmanıza yol açabilir.
Alegorik anlatım, bilinç akışı, iç monolog, zamanda geçişler, şiirsel dil, birden fazla anlatıcı ve belirli bir son ya da başlangıcın olmaması gibi özellikleri barındırmasından yola çıkılarak söylenebilir ki; modernizm ve postmodernizm iç içe geçtiği bir eser. Bu da alışkın değilseniz işi daha da zorlaştırır. Özellikle bilinç akışı tekniği o kadar süzgeçsiz kullanılmış ki.. bazen tek başıma otururken beynimde yaşanan konu geçişlerini okur gibi oldum. Bilinç akışının bu kadar süzgeçsiz kullanılmasıyla birlikte cümlelerin devrik ve dilin şiirsel olması da anlamlandırma
"Insan, üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de, tüm hayvanların efendisidir. Hayvanları çalıştırır, karşılığında onlara açlıktan ölmeyecekleri kadar yiyecek verir, geri kalanını kendine ayırır. Bizse emeğimizle tarlayı sürer, gübremizle toprağı besleriz; oysa hiçbirimizin postundan başka bir şeyi yoktur."