DİNİ DOĞRU ANLAMANIN EN BÜYÜK ENGELLERİNDEN BİRİ: İNDİRGEMECİLİK
Bu yazıda dini doğru anlamamızı engelleyen son derece önemli bir hastalıktan söz edeceğim.
Aslında dini doğru anlamamızı engelleyen pek çok hastalık söz konusudur ancak bunların başında “indirgemecilik” hastalığı gelmektedir.
İndirgemek, bir şeyi bütün özellikleriyle birlikte ele almayıp yalnızca bir parçasına eşitlemek anlamına gelir. Mesela insanı sadece bedenini dikkate alarak “şöyle organları bulunan canlı bir organizmadır” diye tanımlarsanız indirgemecilik yapmış olursunuz. İnsanın bedeni vardır ama insan sadece bedenden ibaret değildir!
İndirgemecilik, buz dağını sadece suyun üzerinde görünen kısmı üzerinden tanımlamak, suyun altında kalan kısmını ihmal ve göz ardı etmektir.
İndirgemecilik yapılarak tanımlanan her kavram kuşa çevrilmiş, genetiğiyle oynanmıştır. Bundan böyle o kavram kullanılsa bile bir kere anlamı tahrif ve tahrip edildiği için artık hiçbir zaman beklenen sonucu elde etmek mümkün olmaz.
Kur’an, Yahudilerin kelimeleri çarpıttıklarını ve anlamlarını tahrif ettiklerini belirterek bu konuya dikkatleri çekmektedir. (Nisâ, 46; Mâide, 13, 41)
Şimdi indirgemeciliğin en çok görüldüğü "din", "iman", "küfür" ve "şirk" kavramları üzerinde bir miktar durarak meramımızı ortaya koyalım.
1) “Din, âhirette kurtuluşumuzu sağlayan kurallardır.”
Bu tanım, tıpkı insanı “et ve kemik yığını” şeklinde tanımlamaya benziyor. Oysa din, hem dünyada hem de âhirette huzurlu ve mutlu olmamız için gönderilmiş ilahi kurallar bütünüdür. Din sadece Rabbimizle olan ilişkilerimizde yani ibadetlerimizde riayet edeceğimiz kurallardan değil aynı zamanda insanlar arası ilişkilerde (alım-satım, kira, evlilik-boşanma vb.) uymamız gereken kurallardan da söz eder.
Dini bu şekilde indirgemeci bir tanımlamaya tabi