Halil Yavuz KAYA

Halil Yavuz KAYA
işte öyle; bencileyin, kendi halinde bir emekli...
emekli kaymakam
üniversite (Ankara Ünivrsitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi )
çanakkale
nazilli
1932 okur puanı
Ekim 2014 tarihinde katıldı
Merak ediyorum çok kısa bir süre öncesine kadar(bir-iki gün gibi) 2506 takipçim varken birden nasıl oluyor 2136 ya iniyor? Merak ettim … cevap verecek biri çıkar mı acaba?
Düşünce
Reklam
Yaklaşık 6. Yılımı bu sitede doldurmak üzereyim, burası bana çok şey de yol gösterdi, çok faydalandım burada bulunmaktanda çok mutluyum. Ancak bugüne dek çözemediğim bir hususun mantalitesini bana birsi lütfen açıklasın. Bu sitede okuduğumuz okuyacağımız kitapları, alıntıları, yorumları, beğenilerimizi birbirimizi takip ederekten ve diğer bir çok şeyi paylaşırken; bazı arkadaşlar okudukları kitapları bir sır saklar gibi “sadece okur kendi görür” imgesi ile saklamakta, (tüm her şey açık acık ortada iken) ne mantık olabilir. Ben hunu maalesef algılayamıyorum. Beni takip etmiş olsa dahi ben üzülerek kendilerini takip etmekten imtina ediyorum. Lütfen fikirlerinizi paylaşırsanız bilgilenmiş olur sevinirim. Selam saygılarımla...
Hiç, Knut Hamsun’ un kitabını okumadım. Bu gün okuyacaklarımın arasına bir kaç kitabını işaretledim. Aslında merakımdan okumak istiyorum. Kitapları değildir merakım, ülkesine ihanet eden, İkinci Dünya Savaşın da ülkesini arkadan vuran ve savaş sonrası Norveçlilerin muhteşem tepkisini alan Knut Hamsun’u; belki onu da değil, bir deha beynin nasıl ihanet mekaniği ile çalıştığının izlerini aramak, incelemek, için okumayı düşünmekteyim...
Zaman zaman eski kitap satan yerlere uğrarım. Güzel kitaplar olur çoğu zaman. Alır koyarım kütüphaneme. Dün, sık uğradığım bir yere yine uğradım. Sahibi yoktu. Herhalde yemeye gitmiş olmalı. Lakin dükkanın önündeki tezgahta mevcut kitaplar açıktaydı. Hem zaman öldürmek hemde sahibinin gelmesini beklemek için tezgahtaki kitaplarla haşır neşir oldum. Yan yana duran İpek Ongun'un " Yaş On Yedi" iki kitabından birini aldım .elime; ilk sayfayı çevirdiğimde sanki elim yandı, yüreğim sızladı, gözlerim buğulandı.. attım elimden kitabı. O, sararmış saman rengini yitirmeye yüz tutmuş ilk sayfada bir not vardı. Sevgili torunum diye başlayan...Yazı, 1999 yılının 4 temmuzun da karalanmış. Bu kıritik yaşına girdiğin günde doğum gününü kutlamak istedim diyen duygulu bir nottu bu. Sonu bir imza ve DEDEN ibaresiyle. bitiyordu. İsim düşülmemişti. Demek sunuluşundan.17 yıl sonra belki daha önce.. Tezgaha düşen bir dedenin hatırası, hediyesi üstelik bir kitap. Şayet 17 yaşında hediye edildi ise şimdi bu arkadaş 34 ün de olmalı. Başına bir şey gelmedi ise, vurdum duymazlığın sonu ise bu hediyenin akibeti. çok yazık. çok yazık.. Üzüldüm, korktum, ağlamaklı oldum, elim gibi yüreğim de yandı. Henüz 22 aylık torunuma şimdiden hazırlamaya başladım ben kütüphanesini oluşturmaya onlarca kitabı var şimdiden. Biz birlikte okuruz zaman zaman kitapları..Akibet acaba böyle mi olur... Korktum. korktum. Korkumu paylaşmak istedim...
Büyük yazar Kemal Tahir'in "Göl İnsanları" nı listeye alabilirmiyiz? teşekkürlerle...
Reklam