Türk bilimci ve eğitimcisi, Atatürk'ün kendilerine şu vasiyetini hatırlayacaklardır:
"Bakınız arkadaşlar ben belki çok yaşamam. Fakat siz ölene dek Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe'nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük, uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir."
Arap harfleri yerine Türkçe'ye tıpatıp uyan yeni Türk harflerinin getirilişi İslam'ın hassasiyetine bir darbe vurup Frenkçeye sarılmak için değil, Türk'ün ifadesini, ruhuna dönüşünü kuvvetlendirebilmesi içindir.
Atatürk ölüm döşeğindeydi, üç gün komada kalmıştı. Kendine geldi, son nefesinde, " Arkadaşlara selam , dil çalışmalarını sakın gevşetmeyin." Dedi ve kendinden geçti.
Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir, gider. Anadolu böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.
Julius Sezar'a kadar Keltler Romalılara çok çektirmişler. .... Birkaç yüzyıl sonra Sezar'a gelindiğinde Keltlerle devamlı uğraşmaları gerekiyormuş. Bunun üzerine ne yapsak ne etsek bu dertten uzun vadeli kurtulsak diye düşünmüşler. Üç şık tartışmışlar.
1. Bunların hepsini katliamdan geçirsek; buna kolumuzun kuvveti yetmez.
2. Tüm ülkelerini istila etsek, devamlı askerî baskıda tutsak; buna da ne askerimiz ne paramız yetişir.
3 Bunları latinleştirelim, yani kültürlerini, törenlerini bunun içinde dillerini unutturalım.