"Harese nedir, bilir misin oglum? Arapça eski bir
kelimedir. Bildigin o hirs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemistir. Harese budur evladim: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan
üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de
yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunlarin çölde çok sevdikleri bir diken vardir, gördükleri yerde o
dikeni koparir cignemeye baslarlar. Keskin diken devenin agzinda yaralar açar, o yaralardan kan akmaya
baslar. Tuzlu kanin tadi dikeninkiyle karisinca bu, devenin daha çok hosuna gider. Böylece yedikçe kanar,
kanadikça yer, bir türlü kendi kanina doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybindan ölür deve. Bunun adı
haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi
kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadogu'nun âdeti
budur oglum, tarih boyunca birbirini öldürür ama
aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının
tadindan sarhoş olur."