Hamlet gibi dev bir eser nasıl ortaya çıktı?
Nasıl bir akıl, nasıl bir kalp, nasıl bir yaşanmışlık süzgecinden geçerek yüzyılları aşabildi? “Olmak ya da olmamak”ın yanına belki de şunu eklemek gerekiyor: Tam ortasında olmak. Tutkunun, sevginin, kederin ve yasın tam ortasında. Kaçış gibi görünen ama aslında derin bir teslimiyete dönüşen o yerde. Hamnet tam da bunu hissettiriyor. Sessiz, ağırbaşlı ama derin. Büyük cümleler kurmadan insanın içine işliyor ve daha ilk andan okuyucuyu yakalıyor. O’Farrell’in dili şiirsel, atmosferi yoğun ve duygusal derinliği yüksek. Kitapta olaydan çok duygu anlatımı ön planda. Bazı bölümler yavaş ilerliyor gibi hissedilebilir ama bu yavaşlık yasın ağırlığını hissettirmek için bilinçli bir tercih, Hamnet romanı, aslında büyük ölçüde Agnes’in hikâyesine odaklanır. Hamnet’in hastalığı ve ardından gelen kayıp, yalnızca bir çocuğun ölümü değil, bir annenin kalbinin, yavaşça ve sessizce yerinden sökülüşüdür. Hamnet filmini ve Hamlet tiyatro oyununu izlemiş birisi olarak, Hamnet kitabı beğendiğim kitaplar dünyasında yerini aldı. Mutlaka okumalısınız!