H.tugce

H.tugce
Allah tan korkuyorum diyenlerden bolca bolca korktuğumuz bir zaman
Olmadı, açar bir Zeki Müren şarkısı dinleriz. Sonra "gözlerin doğar gecelerime", sonra "bulamazsın benim gibi seveni", sonra "sen kimseyi sevemezsin". "Unutamam seni" derken.......Paşamız, sorarım kendime unutamadım mı diye. İnsan ezberlediklerini kolay unutamıyor. Çarpım tablosundan farkın yok, kolaysa sen unut iki kere ikinin dört ettiğini....
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Senin Bıraktığınn Yaralardan Bir Ömür Biçtim Kendime.. Terzi Benim.. Sökende, Diken de....!!
Yaşadığım onca şeye bakıyorum da iyi gelmişim üstesinden diyorum. Galiba bi yaştan sonra çok da kaale almamayı öğreniyor insan . Karıncayı incitmekten korkan ben şimdilerde kim sözüme alınmış incinmiş umrumda bile değil . Bu duruma geleceğimi söyleseler güler geçerdim otuzumda. Gelmişim 40 yaşıma, bir elli daha görmem pek de mümkün değil nasıl olsa. Bırak diyor içimdeki akıllanmış kadın, bırak kendini anlatmayı insanlara. Bu zamana kadar uğraştın da ne oldu peki. Herkes işine geldiği gibi, işlerine yaradığın kadar iyisin tabi.. Bugünlerde omuzlarım daha bir dik. Biri bişey söylese alev alıp parlayabilirim . Sustuklarımı kusma zamanım gelmiş. Geçmiş olsun gençliğim, orta yaş güzelliğim gelmiş..
Hiç evlenmemiş ve çocuğu olmayan Franz Kafka (1883-1924), Berlin'de bir parkta yürürken, en sevdiği oyuncak bebeğini kaybettiği için ağlayan, küçük bir kız çocuğuyla tanıştı. Kafka çocukla birlikte, bebeği başarısız bir şekilde aradı. Ertesi gün onunla, bebeğini aramak için yeniden buluşmayı istediğini söyledi. Fakat bebeği bulamadılar. Kafka, kıza bebek tarafından yazılmış bir mektup verdi. Mektupta “Lütfen ağlama,dünyayı görmek için bir geziye çıktım. Sana maceralarım hakkında yazacağım”, diyordu. Böylece, Kafka'nın yaşamının sonuna kadar devam edecek bir hikâye başladı. Kafka küçük kıza, bebeğin maceralarının yazılmış olduğu mektuplarını okur ve akabinde çocuğun çok güzel bulduğu konuşmalar yapardı. Sonunda Kafka, Berlin'e dönmeden önce oyuncak bebeği (bir tane satın aldı) geri getirdi. “Hiç bebeğime benzemiyor,” dedi kız. Kafka, bebeğin yazdığı bir başka mektup daha verdi: “Seyahatlerim beni değiştirdi.” Küçük kız yeni bebeği kucakladı ve onunla mutlu bir şekilde evine gitti. Bir yıl sonra Kafka öldü. Yıllar sonra, bir yetişkin olan kız, bebeğin içinde bir mektup buldu; mektupta şöyle yazıyordu: “Sevdiğin her şey muhtemelen kaybolacak, ama sonunda sevgi başka bir şekilde geri dönecek.” İmza Franz Kafka.
Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretim görevlisi bir anda, “Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der. Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder. Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz… Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlar, bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra söze girer. Tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyordur. Hoca: “Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar. Bir çok cevap gelir; bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için… Hoca başka diye tekrar sorunca bir öğrenci de “Adalet için" diye cevap verir. Bu cevabı verene hoca parmağı ile işaret ederek işte aradığım cevap bu dercesine “Peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?” Herkeste aynı cevap “Evet hocam” Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar. Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz; “Peki buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız!?" Herkes susar çıt yok. Hoca: Bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir. “Asla bana