H.tugce

H.tugce
Allah tan korkuyorum diyenlerden bolca bolca korktuğumuz bir zaman
Kimse bilmez, Kimin bir gecede Kaç umudu gömdüğünü Ve üzerine, Su yerine gözyaşı döktüğünü...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
‎“Bütün gitmeler sadece bir sebeptir. Herkes nasibi kadar yalnız kalır bu hayatta..”
Belkide huzur senin aradığın yerde değil rastgele kapını çalacak...
BU TOHUMU SİZ EKEBİLİR MİSİNİZ? Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı.. Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator'u görünce ona şöyle dedi; "Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak.." İmparator dudak büker; "Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?" Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; "Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz.." İmparator kahkaha atarak; "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." dedi. Yoksul adam; "Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.. Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.." İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle; "Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi.. Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telâşe içersinde İmparator'a dönüp itiraz etti. "Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinadar başı eksin.." Hazinadar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti. Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..
"Arkamızı dönüp gittiğimizde bütün güzellikler arkamızdan gelecek zannediyorduk, oysa hayat yöneldiğimiz şeye dönüşüyor, onun şeklini alıyordu. “Hayallerim olduğunu hep kırıldıktan sonra anlıyorum” dedi ve gözlerini kapatarak kendi kelimelerinin birer ateş topuna dönüşerek içinin derinliklerine düşmesini görmeye çalıştı. Her yağmurla yağmurca, her ırmakla ırmakça, her çiçekle çiçekçe, her rüzgarla rüzgarca konuşan insanlar da var. “Ya açan bir çiçek ol” dedi meczup, “ya konan bir kelebek!”