Hani sen öyle yarım ağızla KARIM diyorsun ya, ayar oluyorum sana.
Arkadaşlarınla dolaşıyorsun, işe gidiyorsun, çıkışta drink (!) alıyorsun ya hani..
Gün boyu bekârdan hallice görüntünden ayrı ve gizli bir haz alıyorsun ya..
Yürüyüşün, ses tonun, bakışın değişiyor ya..
Kaşın gözün bi' hâl alıyor, daha bi' enerjik (!) oluyorsun ya; gıcık oluyorum.
Sahi; yüzük de takmıyordun sen, ne gerek var değil mi?
Sevdiğin kadın senin KALBİNDE nasıl olsa..
Fırsat olsa şu hayatta yapacağın daha neler var ama şartların uygun değil.
"Anlamıyor seni", "yetmiyor sana", "iyice saldı", "başta böyle değildi", "bakmıyor kendine", "yüzü asık", "içine kapandı", "artık çekici gelmiyor" falan filan ya hani..
Yazık sana, kıyamam.
Gel biraz konuşalım hadi.
JENGA diye bir oyun var, bilir misin?
Hani şu ahşap parçalardan oluşan kule.
Hani aralarından tek tek çekersin o parçaları da, yıkılmaz epey süre.
Epey ilerler oyun, kule direnmektedir hâlâ.
Akılcı hamlelerin sayesinde (!) her şey yolunda sanırsın; taş gibi ayaktadır zira.
Halbuki sen tahta eksilttikçe, diğer parçalara daha çok yük biner.
Esnemeye başlar kule, sallanmaya başlar.
Olsun, GÖRÜNTÜDE ayaktadır ya, yeter.