Tipik bir Cengiz Aytmatov hikayesi. Bozkırda bir köy. Savaşa çağrılan askerler. Geride yalnız kalmış eşler ve çocuklar. Tek fark bu sefer askerden kaçıp gelen bir İsmail karakteri mevcut. İsmail sözgelimi oturduğu yerden paşa gibi bakılan biri. Eşini köle gibi kullanan asker kaçağı olduğu için saklanan bu şahıs eşi Seyde'nin nerdeyse yemedim yedirdim denecek kadar yardımlarına rağmen büyük bir suç daha işlemiştir. Keyifle okumanızı dilerim.
Şu seriyi nasıl bu hale getirebildin merak içindeyim. Yaşlandın sanırım seneler içinde. Kalemin seneler geçtikçe olgunlaşacağı yerde ters yönde etki etmiş sayın yazar.
6.kitapda başlayan sır denilen olayı 8 bitti hala tam anlamış değiliz. Tamam politik kurgu eyvallah :D e sen serinin başından beri Tskdan özel kuvvetlerden bahsedip duruyorken son 2 kitapda nerde bu askerler?
Onu geçtim 7deki işlediğin konulardan olan Cb ve Hakan Bey 8de hiç piyasada yok. Hakikat Muhafızları kimdir hiç detay yok. Kusura bakma benden de sana puan yok. Keşke bu kadar uzatmasaydın da Orkun Uçar gibi tadında bıraksaydın. Birde 8.kitabın sonunu devamı gelecek şekilde bitirmişsin bence artık bırak. Metal Fırtına ismi sayesinde 7 ve 8.kitaplar sattı fakat 9 çıkarsa almayı düşünmüyorum. Ekmeğini iyi yedin serinin fakat bu güzel seriyi böyle hatırlamak zorunda bıraktın bizi. Her neyse.
"Acun üstündeki en güçlü tılsım nedir, bilir misin?"
Derin bir iç çekti Tong ve sert çehresinde nadiren beliren bir tebessümle,
"Bilirim!" dedi. "En çetin yağıdan daha çetin ve ölüm kadar gerçek! Aşkı sorarsın Muhafız değil mi? Elbette! Aşkı sorarsın..."