"27 Aralık 1914
Şafak söktü. Sabahın ayazı her tarafı yakıyor. En son gücümüzü sarf ederek gidiyoruz. Bu sırada yolumuz kuytu bir yere düştü. Rüzgle nispeten azalmış, etrafın sisi kaybolmuştu. Yolumuz üstünde portatif küreklere, mataralara, kırılmış cephane sandıklarına rastladık. Bunlar kısmen karla örtülmüştü. Bunlar iyiye işaret değildi. Alayın geçtiği yol üzerindeydik. Biraz daha ilerledik bazı askerlerin kucaklarında silah ları olduğu halde kıvrılarak yattıklarını, karın kefen gibi üzerlerini ört tüğünü, yalnız ayakkabı, kaput, kabalak gibi bazı eşyalarının dışarıda kaldığını gördük. Bunların önlerinden azap duyarak geçtik. Biraz daha yürüdük, yine bir yerde saman kırıntılarına, at torbalarına, kâğıtları da ğılmış evrak sandıklarına, ölmüş hayvanlara rastladık. Halimiz feciydi Bembeyaz dağ silsilesi uzayıp gidiyor, canlı bir mahlük göremiyorduk."