Hadiye GENÇER

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eğitim Sistemi
"Bay Feynman bizim için duyulması gerçekten acı şey­ler söyledi, fakat gördüğünüz gibi o bilimi gerçekten seviyor ve yaptığı eleştiride çok samimi. Bundan dolayı onu dinlemeliyiz bence. Buraya gelirken eğitimimizde bir terslik olduğunu bi­lerek geldim, fakat öğrendik ki sistemimiz kanser olmuş"
Sayfa 215·Kitabı okudu
Alıntı
Eğitim Sistemi
Yunancayı çok seven bir Yunan Dili ve Edebiyatı araştırma ve eğitimcisinin deneyimleriyle benzerlik kurdum. Bu adam kendi ülkesinde çok az sayıda çocuğun Yunanca üzerinde ça­lıştığını biliyordu. Başka bir ülkeye gitmiş ve bu ülkede herke­sin, hatta ilkokul öğrencilerinin bile Yunanca eğitimi aldığını görünce çok hoşlanmış. Yunancada mezuniyet derecesi alacak bir öğrencinin sınavına girmiş ve soru sormuştu, "Sokrates'in Gerçek ile Güzellik arasındaki ilişki konusundaki düşüncele­ri neydi?" Öğrenci cevap verememişti. Sonra şöyle sormuştu: "Sokrates üçüncü sempozyumda Platon'a ne demişti?" Öğren­cinin gözleri parlamış ve anlatmaya başlamıştı: parlıyor ve başlıyor: "Brr rrr ....... " Bütün her şeyi söylüyor. Kelimesi keli­mesine Sokrates'in söylediklerini güzel bir Yunancayla tekrar­lıyordu. Aslında Sokrates üçüncü sempozyumda Gerçek ile Güzellik arasındaki ilişkiden bahsetmişti! Bu Yunanca uzmanı şunu keşfediyor: Öğrenciler önce harflerin telaffuzunu, sonra kelimeleri, cümleler ve paragraftan öğreniyorlar. Sokrates'in söylediklerini kelime kelime ezbere tekrar edebilirler. Ama bu Yunanca kelimelerin anlamlarının ne olduğunu hiç bilmezler. Öğrenciler için bütün söylenenler yapay seslerden ibarettir. Bir kişi bile bu cümleleri öğrencile­rin anlayacakları bir dile çevirmemiştir.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Alıntı
Eğitim Sistemi
Onların yapmasını sağlayamadığım bir diğer şey de soru sormalarıydı. Sonradan öğrencilerden biri bana bunun sebebi­ni açıkladı: "Ben size ders esnasında bir soru soracak olursam, daha sonra herkes bana, 'Neden ders saatini harcıyorsun?' 'Biz öğrenmeye çalışıyoruz, sen ise onu durdurup soru soru­yorsun.' diyorlar." Bu bir tür ukalalıktı. Hiç kimse olan biteni anlamıyordu. Ama başkalarına sanki her şeyi biliyorlarmış gibi davranıyor­lardı. Hepsi anlıyor gibi yapıyordu ve içlerinden biri bir şeyi­ anlayamadığını belirtip soru sorduğunda hepsi birden karışık bir şey olmadığını söyleyip kendileri çok iyi anlamış gibi rol yapıyorlardı. Üstelik zamanın boşu boşuna harcandığından şikayet ediyorlardı. Onlara, beraber çalışmanın, tartışmanın, konu üzerinde ko­nuşmanın ne kadar yararlı olduğunu anlattım, ama bunu da yapmayacaklardı. Çünkü birisine soru sorsalar itibarları sar­sılır sanıyorlardı. Çok yazık! Hepsi yaptıkları işlere göre akıllı insanlardı, ama kendile­rini bu komik düşünceye hapsetmişlerdi. Bu acayip, kendine yeterli eğitim türü anlamsızdı, tamamen anlamsızdı.
Sayfa 212·Kitabı okudu
Alıntı
Eğitim Sistemi
Birçok gözlemden sonra anladım ki, öğrenciler her şeyi ezberlemişti. Fakat ezberlediklerinin ne demek olduğunu bil­miyorlardı. "İndisi olan bir ortamdan yansıyan ışık" cümlesini duyduklarında bunun su gibi bir madde olduğunu bilmiyor­lardı. "Işığın yönü"nün bir şeye bakarken onu gördüğümüz yön olduğunu ve buna benzer şeyleri bilmiyorlardı. Tamamen ez­bere dayalı olarak biliyorlardı her şeyi. Ve bu yüzden hiçbir şeyi uygulanabilir düzeye taşıyamıyorlardı. Bu nedenle onlara "Brewster Açısı nedir?" diye sorduğum zaman bilgisayara doğ­ru kelimeleri girdiğim için cevap alıyordum. Oysa "Suya bakın" dediğimde hiçbir şey olmuyordu.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Alıntı