Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.
"İyi işte. Ailedeki herkes iyi kalpli. Öyleyse Bebek İsa bize niye iyi davranmıyor? Dr.Faulhaber'in evine git bak, sofrası çeşit çeşit yemek dolu. Villas-Bôas'larınki de aynı şekilde. Dr.Adaucto Luz'un sofrasından hiç bahsetmeyeyim..."
O güne dek ilk kez Totoca'nın gözlerinin dolduğunu gördüm.