Türklerin nihai amacı çağdaş uygarlığı yakalamak, hatta geç mekti; uygar kişi, mantıklı davranan kişiydi. Bu nedenle, Türk inkılabının temel hedefi, dinin toplum ve siyasal hayat üzerindeki zincirlerini kırmaktı. Şerif Mardin'in çarpıcı bir şekilde işaret ettiği gibi, "Türk inkılabı, durumundan memnun olmayan burjuvazinin ürünü değildi, toplumsal düzenden hayal kırıklığına uğrayan köylülerin desteği ile meydana gelmedi ve feodal ayrıcalıkları ortadan kaldırmak gibi bir hedefi de yoktu: Bu inkılap, Osmanlı ancien regime'ine karşı yapılmıştı."
Seküler ve devlet yönelimli Osmanh ''Aydınlanma'' gelene ğinin dayandığı normlardan kısaca "adalet dairesi" diye bahse dilmiştir: "Hükümdar askerleri olmadan iktidar sahibi olamaz, askerler parasız olmaz, tebaanın refahı olmadan para olmaz ve aıdalet olmadan halkın refahı sağlanamaz!"Dolayısıyla, padişahın üzerinde titreyeceği ilke, adaleti gözeterek toplumsal düzen ve güvenliği sağlamak idi. Bürokratik merkez kıt kaynakların israf edilmemesine ve bu kaynakların adaletle dağıtılmasına çalışacaktı.29 Osmanlı klasik çağının en parlak döneminde (1299-1600), bu fikirler devletin felsefesini oluşturmuştur.
Öncelikle kitaba yeni başladım. Kitabın detaylı bilimsel açıklamalar ve İngiltere Fransa ile Osmanlı Devleti ni karşılaştırması sürükleyici bir hava katıyor.
Osmanlı-Türk yönetim biçimi uzun evrilme süreci boyunca, bu konuda İngiltere'nin tam karşı kutbunda yer almıştır. İngiltere'de öncül yapı merkezi feodalizm, Fransa örneğinde ademimerkeziyetçi feodalizm iken, Osmanlı'da bu yapı patri monyalizm idi. Hem merkezi hem de ademimerkeziyetçi feodalizmde merkezi otorite, dengeleyici güçler tarafından etkin biçimde kontrol edilirken, patrimonyalizm de çevre, merkez tarafından hemen tamamen etkisiz hale getirilmiştir.