İnkar, başka şekillerde de kendini gösterdi. Bazıları Bizans ve Türkler arasında bir bağ bulmaya çalıştı, böylelikle, BizanslI lar ve diğer Hıristiyanların acı çekme ihtiyacı azalacaktı. Hatta Batılılar bile Türklerin iyi tarihi temelleri olduğu yönünde deliller öne sürmeye çalıştı. İtalyan hümanisti Francesco Filelfo, Konstantinopol’u alan II. Mehmet’in Truvalı olduğunu açıkladı. Alman düşünür Felix Fabri, Türklerin Yunanlı Telamon ve Tnıva Prensesi Hesione’un oğlu olan Teucer’un soyundan gelip gelmediğini araştırdı.
İngiltere, 1746’da Culloden’de, Bonnie Charlie’yi mağlup ettiğinde İngilizler İskoçya’da eteklik giyilmesini yasakladılar. Yasak 36 yıl sonra kaldırıldı ve eteklik İskoç askeri kıyafeti olarak kabul edildi. 1882’de IV. George’un İskoçya’yı ziyaretinden sonra ise eteklik giymek çok yaygınlaştı ve 30 yıl devam etti. Bu ziyaretin İskoçyalılarda etekliğe yapılan yatırımı kristalize ettiği söylenebilir. Böylece, İskoç birliği, İskoçların güçlü ötekilerinin (İngiltere) başı tarafından yapılan ziyarete tepki olarak artmıştır. Çoğu İskoç ailenin kendi etek deseni vardır. Bunları bazen kendi giysilerinde kullanmaktadırlar. Bu durumda etnik çadırın kumaşı, etnik grubun üyeleri tarafından somut olarak giyilmektedir. Eteklik giymeyi baskılama çabaları başarısız olmuştu; kıyafet, etnik rezevuar olarak hizmet etmeye, İskoçyalı olmayı belirtmeye devam etmektedir.
I. Dünya Savaşı’ndan sonra bütün Güney Slavları bir yöne tim altında toplama girişimi sonunda başarılı olmuş; Sırp, Hır vat ve Slovenlerin krallığı oluşmuştur. Daha sonra Yugoslavya (anlamı 'Güney Slavların toprağı’ demektir; bu isimle Güney Slavlar Kuzey Slavlardan, örneğin PolonyalIlar ve Slovaklardan ayrılıyorlardı) olarak bilinen bu ülke beş bölümden oluşmuştur: Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ, Slovenya ve Bosna. Beklenildi ği gibi krallık bu değişik gruplar arasında sık çatışmalarla par çalanmıştı. Ortodoks Sırplar, diğerlerini kendi idareleri altına almak istiyorlardı, Katolik Hırvatlar buna direniyordu.