Giriş Yap
Atatürk Türkiyesi çoktan tarih olmuş, 1950’den beri kırsal kökenli zır cahil politikacılar elinde Osmanlı tüm dehşetiyle hortlamıştır. Ancak eskisinden çok daha hızlı gelişen dünyada yeni Osmanlı Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu kadar yaşayamayacaktır.
Reklam
Kendimden
Yavuz'un hükmü biter de, bendeki aşk bitmez mi sandın?
400 syf.
·
11 günde
Bu kitap dev bir eser diyerek cümlelerime başlamak istiyorum. Modern dünyanın Müslüman bireylerinin zihin karışıklığını gidermek için yazılmış bir şahaser, doğu medeniyeti ve batı düşüncesi arasındaki islamın yerini tespit edebiliriz. Oldukça derinlikli çözümler ve tespitler mevcut. Yazar kitapta hem doğu hem de batı ile hesaplaşmış. Kök salmış düşünceleri ve siyasi yargıları sorgulayıcı tavrı ile ele almış ve incelemiştir. Kitapta çok büyük düşünür ve yazarların kitaplarından da alıntıladığı fikirlerine yer vererek konulara daha fazla derinlik katmıştır. İlk bölümde yazar, dünyada islamın yeri neresidir sorusuna cevap aramaktadır. Bu noktada İslâm'ı bir çıkış kapısı olarak ifade etmektedir. İslamın en temel özelliğinin düalizm olduğunu belirtmektedir. Bu anlayış bütün düşüncelerinde mevcuttur. Yazar kaçınılmaz olan iki yönlülüğün İslâm'ın kaynaklarında da olduğunu şu sözlerle ifade etmektedir: "Kur'an ve hadis her biri kendi başına ilham ile tecrübe, edebiyat ile zaman, düşünce ile tatbikat veya fikir ile hayatı temsil etmektedir. İslam bir düşünüş tarzı olmaktan ziyade bir yaşayış tarzıdır. Kur'an'nın bütün tefsirleri, onun Hadis'e, yani hayata başvurulmadan anlaşılmaz olduğunu göstermektedir." Yazar daha sonra Ahlak-kültür, insanın nereden geldiği konularını ele alıyor. Zahir dünyayı ele alan Meteryalistlere göre insan, "Mükemmel hayvan"dır. Yani ruhu inkâr eden bir düşünce tarzıyla karşılaşıyoruz. Fakat dinde bu durumun tam tersi olduğunu görüyoruz. Ruhu yok sayarak insanı açıklamak imkânsızdır. Unutulmaması gereken, sanatkârların eserleri daima sanatkârın ruhunu taşır!.. İzzetbegoviç'e göre insan ve hayvanı birbirinden ayıran temel farklar manevi, ahlakı ve dini tavırlardır. İnsan ve hayvan arasındaki mutlak uyuşmazlık cevheri manevi boyutta ortaya çıkmaktadır. Ünlü yazar Camus, insanı: "İnsan, ne ise o olmayı reddeden bir hayvandır." diyerek açıklıyor. Aslında insan ile ilgili dini görüşün özü, bu negatif gerçekte, bu "büyük redde" yatmaktadır. İzzetbegoviç ise, insana bakış açısını şöyle açıklıyor: " 'Biz insanız' demek, biz günah işleriz, zayıf yaratılışlıyız, cismaniyiz, demektir. 'İnsan olalım' ise, bizim daha yüksek taahhütlerimizin bulunduğunu, bencil olmamamız. İnsanca hareket etmemiz gerektiğini hatırlatan bir çağrıdır." Yazar İslâm'ın modern çağdaki yerini ve insanın dünya'yı anlama çabasını, insanın alemdeki yerinin ne olduğunu, nasıl bir tutum içerisine girmesi gerektiğini sanat, ahlak ve tarih kavramları içinde aramaktadır. Din ile sanatın sıkı bir ilişkisi olduğunu belirten yazar, insanın kendini açıklama çabasında sanatın en üst seviye olduğunu ifade etmektedir. Çünkü sanatın, insanı arama eylemi olarak, Tanrı arayışına dönüşmekte olduğunu belirtmektedir. İnsanın dünyayı anlama çabasında; dini öğrenerek nasıl düşünmesi ve nasıl inanması gerektiğini, ahlakı bilerek ise neye meyletmesi ve nasıl yaşaması gerektiğini bilecektir. Sonuç olarak İzzetbegoviç doğu ve batı arasında yapmış olduğu kıyaslamalarda birini överek diğer tarafı asla yermemiştir. Lakin yazar batı ve İslam arasındaki kıyaslamalarda İslamlaşma düşüncesiyle hareket ederek, İslâm'ın teorik faziletlerinden ve Batı'nın pratik zaaflarından bahsederek yanlı bir tavır sergilediğini anlayabiliriz. Kitabın genelindeki değerlendirmelere bakınca yazarın, köklü bir felsefe, sanat ve sosyoloji bilgisine sahip olduğunu görebiliyoruz. Noktayı İzzetbegoviç' in bir sözü ile koyayım: "Müslümanım ve Müslüman kalacağım... Çünkü İslam benim için güzel ve ulvi olan her şeyle eş anlamlıdır."
Doğu Türkistan etrafı dağlarla çevrili yüksek bir yayladır. Kuzeyinde Altay Dağları, güneyinde Himalaya, Karakurum ve Karanlık Dağlarıvardır. Han Tengri denilen en yüksek tepesi 7315 m. yüksekliğindedir. Bu dağ sisteminin kuzeyindeki kısmı “Çungarya” veya “İli” Havzası, güneyindeki kısma ise “Kaşgarya” veya “Tarım Havzası” denir. Bölge deniz iklimine kapalı olması nedeniyle yayla ve çöl iklimi koşullarına sahiptir. Başlıca şehirleri Urumçi, Kaşgar, Hoten ve Yarkent’tir. 📌Mehmet Güldeş
Reklam
Kitabın baş kahramanı :) MİM harfi...
“Mim harfi; Arap elifbasının 24’üncü, Fars elifbasının 28’inci, Osmanlı-Türk elifbasının 29’uncu, ‘hurûf-ı Samîyenin asıl sırası olan Ebced tertibinde’ ise 13’üncü harftir...”
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48