Ruhta kaybedileni kitlede kalabalıklarda arayış. Kalabalığı bir toplum, kitleyi tarih içinde yerini almış bir topluluk olarak değil, âdeta şuurdan ve şuur
altından soyulmuş, sıyrılmış, sadece bir içgüdü sürüsü haline gelmiş bir topluluk olarak alan bir arayış
"Işık, sen yoktun ama ışık da yoktu hiç. Sensizken görmedim pek bir şey.
Birkaç günü gösterdi tarih, sensizken bir asırdı. Güneş doğmadı, gök hep buğulu, karanlık, boğucuydu."
Tarih derken, kelimelerin üzerinde durmak lazım. Bir tanesi historia, ikincisi tevarih, üçüncü tabir bilhassa tarih felsefesi açısından geçecek olan res gestae'dir.
Historia latinlerin tarih kelimesi, aslı Yunanca; müşahhas bir malzeme, bilgi demek. Arapça'daki tarih kelimesinin kökü 'ay bilgisi' demek, yani takvim bilgisi; çok müşahhas. Res gestae ise Latince. Latince'de 'res' şeyler demek; 'gestae' "hatt-ı harekat, tavır, hareket" anlamındadır. Demek ki Titus Livius'un büyük eserine baktığımız zaman, Res gestae Populi Romani 'Roma halkının serencamı, şanlı yürüyüşü' demek olabilir.
Bu Augustus-Claudius devrinde yaşayan yaşayan Romalı tarihçinin eserinin adı. Almanca tarih kelimesi 'Geschichte' hikaye demek, story değil ama; 'olmuş' anlamı var içinde, çünkü.
Ne yapalım böyle olmayalım da?.. Değişeceğiz; yasa bu... Ne şiirler yazdık, ne söylevler çektik bir zamanlar. Değişmeyen tek şey değişmektir de bu ülke niye değişmez? Öööööyle durur!
fark ettim ki tarih harika düşlerle alakalı değildir; sıradan insanların günlük ihtiyaçları ile alakalıdır, dürüst insanların, hiç dürüst olmayan insanların, bencillerin; yani herkesin. Ve bütün bu düşüncelerin, aşklar, planlar ve kahramanca işlerin, bütün bu soylu şeylerin, evrenin müzesini "İnsanlık" başlığı altında doldurmak dışında hiçbir işe yaradığı yok. İşte hepsi bu