Geçmiş tuhaf şey. Hep yanınızda taşıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki on, yirmi yıl önce olmuş şeyleri düşünmeden geçirdiğimiz bir saat bile yoktur; ama yine de çoğu zaman geçmişin, bir tarih kitabındaki bir sürü bilgi gibi, öğrendiğimiz bir olgular kümesinden ibaret kalması dışında bir gerçekliği olmuyor.
Tuhaf, diye düşündüm; bugünlerde cinayetler ne kadar ruhsuz olmaya başladı. İnsanları kesip biçmeler ve parçalarını oraya buraya bırakmalar da neyin nesi? Nerede o eski aile içi zehirlenme dramları...
Korku! İçinde yüzüyoruz. İçimizde var. İşini kaybetmekten ödü kopmayan biri varsa o da savaştan, faşizmdem, komünizmden veya başka bir şeyden korkuyor.
Ayrıca, ne derseniz deyin, takma dişler bir dönüm noktasıdır. Kendinize ait son diş de gidince bir Hollywood jönü olduğunuz şeklinde kendinizle dalga geçebileceğiniz günler sona erer.