Aslında kitabı 4 günde bitirdim diyebilirim. İlk gün 2 hafta sürdü okuyan herkes anlayacak ki Oblomovluğu sindirmek biraz zaman istiyor. İlk 140 sayfasını 17 günde okuyabildim her ne kadar hayatım Oblomov’un hayatına benzese de bir kitaptan okuyunca sıkılmamak elde olmuyor. Kitabı okuduğum son 3 gün kitaba kayıtsız bir bağlılık hissettim. Olayların gelişmesi devam etmesi o kadar akıcıydı ki kendimi kurtaramıyordum kitaptan. Oblomov son birkaç gündür benimle yaşıyor; dışarıya çıkıyorum Oblomov benimle, evde oturuyorum Oblomov karşımda oturuyor. Okurlara tavsiyem kitabın ilk 150 sayfasını sabırla okumaları sonra zaten Oblomov sizinle yaşamaya başlıyor. Onunla gülüyor, onunla hüzünleniyorsunuz. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki Oblomov hastalığına kapılmışsanız bir şekilde kurtulmanız gerekiyor çünkü hayatı kaçırıyorsunuz, kendinizi gerçekleştiremiyorsunuz ve yaşanması mümkün olan aşkları kaybedip kaderinize razı oluyorsunuz. Bana göre kitabın sonu çok gereksiz uzatıldıysa da 622 sayfasını sıkılmadan kitaptaki karakterlerle yaşayarak okudum. Okuduğum her kitapta olduğu gibi Oblomov’dan sonra da kendimi bir boşlukta hissediyorum. Eğer bu incelemeyi okuyorsanız ve bu kadar kalın bir kitabın okunmaya değer olup olmadığını düşünüyorsanız şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Sevgili Oblomov her ne kadar hayatım hayatına benzese de seninle sıkı bir dostluk kurduysam da kitabı bitirdikten sonra değişmem gerektiğini anladım…