Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acımasız, haksız olanlara da iyi davranır, boyun eğersek, kötülere fırsat vermiş oluruz. Bu kez kötüler hiçbir şeyden korkmadıkları için iyi olmaya çalışmazlar, gitgide daha kötü olurlar.
Kapak fotoğrafına bakmaktan kendinizi alabilirseniz, severek okuyabileceğiniz bir kitap.
Yahu Filiz Hoca ne kadar sevimli bir bebekmiş! Dizleri de yaralı gibi görünüyor. :)
Sabahattin Ali'nin eşine ve yer yer kızına yazdığı mektupların kronolojik olarak derlenmesi ile oluşturulmuş bu kitabı herkese tavsiye ederim.
Neden?
Çünkü, bence ne renk yazarsa yazsın, kağıdı yırtmayan hiçbir kalem kırılmamalıdır.
Sabahattin Ali'nin kalemini kıranlar edebiyatımıza da insanlığımıza da kan sıçratmıştır. "İyi bir insan olmak istemiş" bir adama "vatan haini" demek, komik gerekçelerle hapislerde süründürmek, infaz etmek ancak kör ve vicdansızların işidir.
İşte, onlardan olmamak için okumak lazım.
Okuyup bir adamın canı gibi sevdiği karısından, bir babanın canından çok sevdiği evladından koparılışını duyumsamak lazım.
Mektupların içeriğine gelecek olursak, ilk mektuplar nişanlılık dönemine denk geldiği için aşk doludur. Sık sık Aliye'yi ne kadar çok sevdiğini ve seveceğini yazar Sabahattin Ali. Nikahtan sonraki mektuplar ise "ışığı kapat, unu al, kirayı öde, çocuk iyileşti mi..." diye günlük hayatın dertleriyle dolu. Demek ki gerçekten evlilik, aşkı öldürüyormuş. :)
İşin esprisi bir yana 1940'larda maalesef bir çok güzel şeye olduğu gibi, aşka da yer yoktu. Dünya 2. Dünya Savaşı ile kan gölüne dönmüşken, sıcak savaşın içinde bulunmayan bizim gibi ülkeler ise yoklukla, korkuyla cebelleşiyordu. Nitekim mektuplardan da görebildiğimiz "gece karartmaları", "erzak temini" derken bir de dert yokmuş gibi insanların birbirlerine zorbalığı tahammül edilir gibi değildir.
üm bunlara karşın Sabahattin Ali bu zor koşullarda, hapiste bile ailesi için kaygılanmış, onların nafakasını sağlamaya çalışmıştır.
Demeyim demeyim diyorum da gene aynı yere geliyorum. Ya bu adama nasıl kıydınız be? Bugün