Orhan Kemal yazarken ağlamış, ben de okurken ağladım.
Tesiri üzerimden epeyce zaman silinmeyecek olan bu roman vesilesiyle fark ettiğim bir gerçeklik var:
Romanın merkezi “el kızı” olmak. Yani aidiyetsizlik, sahipsizlik, kullanılmak, keyfe keder korunup kollanmak… Kadının sömürülecek bir varlık, “emanet” ya da “yük” sayıldığı bir zihniyetin çıplak hâli. Ve işte tam da bu karanlığın karşısında, kadını eşya olmaktan çıkarıp “birey”leştiren Türk Medeni Kanunu’nun kıymeti çok daha iyi anlaşılıyor. Bu sebeple Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan minnet, sadece bir duygu değil; tarihsel bir borçtur.
Minnettarız Atam!
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,1bin okunma
Pkk sempatizanı bir itin gözünden terör-devlet çatışması adı altında terörist güzellemesi ve devlet karalaması yapılan kitap.
İnsanı köpeklerden soğutur bu herif. Okumayın.
-Bu kitabın 1k'deki ilk okuru olarak bir iki kelâm etmeyi görev bildim.-
Mstırı(Rahip), Savaş Kaçağı(Harun), Kafkas Dağlarının Hikayesi ve kitaba ismini veren İsmail Bey bölümleri ile Çerkezlerin özgürlükçü ve savaşcı ruhlarını görmemiz için, bu dünyada sadece 27 sene geçirmiş bir şair tarafından yazılmış bir kitap.
Bir oturuşta okunacak kısa ve sürükleyici bir eser. Ve fakat yayına hazırlayan editörün vazifeşinaslığı (!) da maalesef hiç gözden kaçmıyor. Belki biraz da çevirmenden kaynaklı, hatalı cümleler olması akışı sık sık kesmeye neden oluyor. Sonraki basımlar için tekrar gözden geçirilmelidir.
Şunu da demeden edemeyeceğim: İsmail Bey bana Vatan yahut Silistre'yi anımsattı. Belki de Namık Kemal de Dostoyevski, Tolstoy, Çehov gibi Lermontov okuruydu.
Olamaz mı, olabilir.
İsmail BeyMihail Yuryeviç Lermontov · Dorlion Yayınları · 20237 okunma
Kitaba yönelik bir değerlendirme yapmaktan ziyade ben bu "inceleme" vesilesi ile Tutku Yayınevi'ne teşekkür ediyorum. Bu kitabı okura bu şekilde sunan ekibe çok teşekkür ederim. Çünkü bir kitabın piyasaya nasıl sürülmemesi gerektiğini göstermişler.
Cümlelerdeki, kelimelerdeki hatalardan dolayı bu şahane felsefi metinden haz almak şöyle dursun, illallah ettim.
A101'den aldığım kitaplar bile daha kaliteli; özenle hazırlanmış oluyor.
Gece Yarısı Kütüphanesi çok uzun süredir okumak istediğim bir kitaptı. Konusunu öğrendiğim an mutlaka okumam gerektiğini düşünmüştüm. Kısmet bu vakteymiş.
Yaklaşık bir saat önce kapattım kitabı. Sıcağı sıcağına bir kritik sunayım dedim.
Öncelikle bu kitabın edebî bir tat aranmadan okunması gerekir. Ve fakat bu tatsız bir kitap olduğu anlamına gelmez. Zira merak uyandıran, akıcı bir konusu olmasından mütevellit -yabancı- bir film izliyormuşcasına akıp gidiyor kitap.
Bu okunması kolay kitap, kişisel gelişim kitaplarında verilmek istenen mesajları veriyor aslında: "Hayat yaşamaya değer, harekete geç!" diyor,
"Ey okur! Pişmanlıkları sırtında taşırsan, bir gün onların altında ezilirsin." diyor. "Hayat aynı hayattır, onu sadece senin bakışın başkalaştırır." diyor.
Bu minvalde mesajları içermesi dolayısıyla, özellikle genç ve ruhsal bunalım eşiğindeki insanların mutlaka okumaları gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.
Hepimizin zihninde mutlaka "Şunu böyle değil de şöyle yapsaydım nasıl olurdu?" dediği seçim analizleri vardır. İşte, Nora'nın seçimlerini okuyacağınız bir kitap bu. Keyifli okumalar dilerim.