“Yenisini alırız” telkiniyle büyütülmüş ve herşeyin bir ‘muadili’nin, bir ‘aynısı’nın, bir ‘yenisi’nin mevcut olduğuna inandırılmış çocukların büyüdüklerinde yapıp ettiklerini de görüyorum zira.
Dün bozulan oyuncağın ‘tamiri’ne değil ‘yenisi’ne yönlendirilmiş çocuklar, bugün bozulan dostlukların ‘tamiri’ne değil, ‘yenisi’ne yöneliyorlar çünkü.
Bugünün davranış ve kişilik bozukluklarını çocukluk yaşantılarındaki arızalara indirgeyen modern psikiyatrinin deterministik bakış açısından bakılacak olsa, Cahiliye şartlarında gördüğümüz nice insanın birer ‘sahabi’ye dönüşebileceğine asla ihtimal veremezdik. Bu bakış açısından, meselâ kabalık ve zulüm timsali Hattab’ın oğlu Ömer’in adalet ve merhamet timsali Ömer-i Fâruk’a dönüşmesi nasıl beklenebilir?