1958 Uşak doğumlu olan İskender Pala , bilhassa divan edebiyatını okuyucuya sevdiren nadide yazarlardan biri. Bu anlamda birçok kitabını severek okudum. Ve Fuzuli ‘ yi çok seven biri olarak bu kitabını da bir sahafçıdan aldım.
Su Kasidesi ile tanışıklığım lise yıllarında oldu. İlk etapta hocamın isteği ile sadece beyitlerdeki söz sanatlarını bulacak ve günümüz Türkçesine çevirecektim. Ve bunun üzerine ciddi manada büyük bir özveri ile çalışmaya başladım. Hatta kendi alan derslerime çalışmayı dahi bir müddet ertelemiştim. Öncelerde biraz zorlandığım için hoca niye benden böyle bir şey istedi diye sitemli triplere dahi girdim :) Lakin ben Su Kasidesindeki beyitleri çözümledikçe beyitlerdeki o derin manaya adeta mest oldum. Bir beyit üzerine dakikalarca tefekkür ettim. Her seferinde farklı boyutlarda düşünme olanağına sahip oldum. Hatta edebiyat hocamla da sonradan mütalaa ettik. Ve başlangıçta yapamam,çok zor dediğim 32 beyitlik bu kasideyi; beyitlerdeki söz sanatlarını, hem eski Türkçesini, hem de günümüz Türkçesini de ezberlemiştim bir süre sonra. Hâlâ dahi bölük pörçükte olsa hafızamda yerini korumakta.Divan edebiyatına bana sevdiren şairdir Fuzuli .Bu yüzden bendeki yeri çok farklı. Bundandır ki inceleme yazısı yazmayı bir vefa olarak gördüm desem abartmış olmam. Hatta bunaltmayacağını bilse idim her beytini tek tek paylaşmak isterdim sayfamda.
Biraz uzunca oldu bu hatıram lakin bir anı olarak burda dursun istedim.
Kitapla ilgili incelemem de şu şekilde;
Öncelikle Fuzuli 1482 Bağdat doğumlu olup; Azerice, Arapça ve Farsça eser veren Osmanlı dönemi Türk divan şâiridir. Asıl adı Mehmed bin Süleyman'dır. Kaleme aldığı Su Kasidesi, Türk Edebiyatındaki kaside şeklinde yazılmış en güzel Nâattır kuşkusuz. Her beytinin sonunda ‘su’ kelimesini tekrar ettiğinden dolayı Su Kasidesi
Sûretten sîrete yol vardır.Bu cümleyi ilk okuduğum günden beri hem çok sevdim hem de bir çok konuyla bağlantılı olarak düşünüp durdum.Her tarihi eserde, her taş avlulu evde daha çok hissettim bu cümleyi.Eski insanların nezaketini, latifliğini; kaba, hoyrat ve sert dediğimiz taşların üzerine işledikleri ince motif ve desenlerle fark ettim.Çoğu zaman hor gördüğümüz taşların sûretine inceliği işleyip, sîretlerine motiflerin güzelliğini yansıtabilmek için taşlarla uğraşmıslar.Sonra o güzellikler yaşayanlara da sirayet etmiş bu şekilde bir döngü oluşmuş.Taş yapılara dikkat ederseniz taştan trabzan yaparken dümdüz kesip dikmemişler, aksine güzel güzel şekiller vermişler.
"Su Kasidesi"yle de aynı sireyetin dil ile olduğu sonucuna vardım.Eskiden sûret yani dil o kadar dolu ve anlamlı ki iki beyitte anlatılan öz, İskender Pala'nın şimdiki yorumuyla ancak beş sayfada ifade edilebilmiş.Kaldıramayacağım soruların cevaplarını istemek ne kadar doğru bilmiyorum ama, Ey Fuzuli sendeki nasıl bir aşk ki sayfalarca açıklanan cümleleri iki beyitte anlatıp bitirmişsin! Nasıl bir aşk Allah'ım?
Hz.Ali'nin "İlim bir nokta idi cahiller onu çoğalttı." cümlesini de çok düşündüm bu eser vesilesiyle.Çünkü Fuzuli yaşadığı bölgenin coğrafyasına hakim, dil konusundaki ustalığını zaten herkes biliyor ve "Su Kasidesi'nde kullandığı sağlık ile ilgili bilgilerinden tıp ilminde de ne kadar mahir bir insan olduğu anlaşılıyor.Coğrafya, edebiyat ve tıp ilmini aşkla yoğurup "Su Kasidesi"ni yazmış.Bu kasidenin asıl mayası "Aşk" tabiki.
İskender Pala gibi Divan şiiri alanında bu kadar usta birinin, kitabın başında su ile ilgili bilgiler verdiği kısımda "su çözülüyor" gibi bir yanlış yapması beni çok şaşırttı, özellikle de Fuzuli'nin tıp ilmini şiirine nasıl yansıttığından bu kadar dem vurmuşken.Divan şiirinin
İskender Pala’nın Su Kasidesi kitabı benim için kelimelerin suya dönüştüğü, suyun da aşka karışıp gönlümü yıkadığı muhteşem bir eser oldu.
Fuzûlî’nin Peygamber Efendimize duyduğu o derin, titreyen, yanık aşkı okurken içimde bir şeyler kıpırdadı. Dicle’yi bile kıskanacak kadar büyük bir muhabbet… Suya bağışlanan mucizelerle Efendimizin rahmetini hissetmek… Her damlada O’nun izini görmek… Gülün O’na benzetilişindeki incelik, güzellik, edep… Hepsi öyle tatlı, öyle tasavvufi, öyle aşk dolu ki kitabı okurken kalbim sanki su gibi berraklaştı. Bu eser benim için sadece bir inceleme değil, bir aşk yolculuğu oldu; suyun rahmetine, gülün kokusuna, Efendimize duyulan sonsuz sevgiye açılan bir kapı gibi.
Ey gönüller Sultanı,
şefaatinden ayırma bizi,
rahmetinin gölgesinde topla,
aşkının nuruyla kalbimizi aydınlat.
Amin.
“Tanrım, defterimin karalığına bakma,
beni yakacağına şu defteri yakıver gitsin!”
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,331 okunma
"Söz sihirdir" buyuruyor Efendimiz Aleyhisselâm. Bu sihir bir de şiirle birleşince sihrin boyutu da, tesiri de artıyor. Tabi bir de sözün güzeli, En Güzel olan Aleyhisselâm Efendimiz'e denk gelinip, en güzel söyleyene denk gelince görün gönle giren şenliği. Şiir zaten mükemmel iken şerhiyle daha bir tatlı olmuş. Aslında şerh eden yüz farklı kalem olsa yine tadından yenmezdi ki, içinde Efendimiz Aleyhisselâm aşkı var sonuçta. Efendimize sonsuz sâlâtu selam olsun. Mevlam Fûzulî üstada gani gani rahmet eylesin. İskender abiye de selametler versin. Allah benden de razı olsun.
Fuzuli'nin Su Kasidesi'ndeki beyitlerinin anlamlarını okudukça, insan şaşıyor... "Peygamber Efendimiz'e nasıl bir aşk bu?" diye düşünmeden edemezsiniz. İskender Pala harika açıklamış beyitleri. Eğer Divan Edebiyatı'na meraklıysanız bu kitaba bakabilirsiniz. Ama Divan Edebiyatı'na çok merakınız yoksa bile mutlaka okunmalı. Bu topraklardan geçen büyük şair Fuzuli okunmalı, okutturulmalı.
İskender pala nın okuduğum ilk kitabı. Anlatımı konusu hoşuma gitti. Bir çırpıda okudum. Tavsiye ederim. Kitap ile kalın. Su nedir detaylı yönleri ile geniş bilgilere yer verilmiş.
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,331 okunma
İskender Pala kitapta Fuzûlî'nin Su Kasidesi'ni yorumluyor, siz ise beyitlerin anlamlarını öğrendikçe hayretler içinde kalıyorsunuz. Aşkın, sevginin en saf, en ince hâlini görüyorsunuz; bu sefer de hayran kalıyorsunuz esere. Fuzûli'nin Peygamberimize olan sevgisini kaleme döktüğü bu beyitlerin anlamlarında kayboluyorsunuz ve bunun da su ile bu kadar güzel, bu kadar manidar bir şekilde bağdaştırılmasını takdir ediyorsunuz çokça.
Severek okunabilecek, kısa ama derinliği fazla olan türden bir kitap :)
Peygambere övgü olur da bu kadar güzel olur. Fuzuli'nin aşkı gerçekten incelemeye yazılmaya değer bence. Hemen herkesin karşısına lisede çıkmıştır Su Kasidesi. Hatta ilk beyitine de çoğu kişi aşinadır. Hepimiz biliriz Fuzuli peygamberimizi övmüştür bu şiirinde. Edebiyat öğretmenimizin açıkladığı kadarını zorunluluktan öğreniriz çoğumuz. Elimizin altında şaheser vardır da farketmeyiz hiçbirimiz. Şiir der geçeriz. Fuzuli'nin yazdığı bu 32 beyit ne kadar da derin anlamlarla yüklüdür anlamayız. Fuzuli'nin peygamberimize sevgisi öyle büyük ki ben okurken kıskandım onu açıkçası, kendimden utandım, şüphe ettim. Sevecekse insan böyle sevmeli. Şiir yazmak değil Fuzuli'nin ki başka bir şey. İyi ki merak edip almışım kitabı dedim okuduktan sonra. Zaten Pala'nın romanlarından ziyade deneme kitapları (şiir tahlili de yapsa böyle hissettiriyor) bana daha çok keyif veriyor her seferinde. Pala Divan Edebiyatı'na hakimiyetini her defasında hissettiriyor kitaplarında. Bu konuda yeni bir şeyler öğrenmek de mutlu ediyor beni ziyadesiyle.
Pala kitabında Fuzuli'nin Su Kasidesi'ni beyit beyit açıklarken hikayelerle Fuzuli'nin ne anlatmak istediğini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Kendince bir çok çıkarımda bulunuyor. Beyitleri açıklarken Fuzuli'ye hayranlığını da sık sık dile getiriyor. Kendisi coşuyor, okuyanları da coşturuyor. [Ya da ben de böyle oldu ;)] Kitabın tek olumsuz tarafı bazı şeyleri sürekli tekrar ediyor olması diyebilirim. Ama kitaptan o kadar keyif aldım ki bunun için puan kırma gereği duymadım açıkçası.
Şiirin en çok hoşuma giden kısmını da buraya bırakıyorum:
"Ohşadabilmez gubarını muharrir hattına
Hame-teg bakmaktan inse gözlerine kara su"
Divan Edebiyatı'na ilgisi olanlara şiddetle tavsiye ederim bu güzel kitabı. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Kitapla kalın ;)
Su kasidesini Divan edebiyatında bağlamında değerlendirmek isteyenlere ya da Su kasidesini merak edenlere yazılmış bir kitap. Türk Dili ve edebiyatı öğretmenlerinin ve edebiyat öğrencilerinin de okuması gerektiğini düşündüğüm , Fuzuli gibi ihtişamlı bir şairin dizelerini Türkçeye başarıyla çevirmiş bir kitap. Okunası...
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,331 okunma
Hangi açıdan bakarsak bakalım aşk hiç bu kadar güzel anlatılamazdı. Aşk için bu bakış açısının üzerine çıkılabilir mi bilmiyorum. İster beşeri, ister manevi aşk. Size ne lazımsa onu alabilirsiniz bu kitaptan.
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,331 okunma
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.
1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.
1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.
1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.
1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.
1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.
1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.
1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.
1997 Öğretim yılı İstanbul Kültür Üniversitesi 2004 İBB Kültür Daire Başkanlığı 2004-2010 İBB Kültür Danışmanlığı 2006-2012 Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Üyeliği 2008-2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yönetim Kurulu Üyeliği 2009-2012 Uşak Üniversitesi Öğretim Üyesi 2013-2017 Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Üyeliği 2013-2017 Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.
24 Temmuz 2025'te Türk Telekom'un Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliğine atandı.
İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.
Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü