Halil İbrahim Kardaş

Derin bilgi, sıkıntıyı sıkıntının oluşmasından önce, tehlikeyi tehlikenin oluşmasından önce, yok olmayı yok olmadan önce, belayı bela gelmeden önce kestirebilmektir...
Reklam
Bilgi sahibi olup da bilgilerini uygulamaya geçiremeyen kişi bilgeliğini kaybeder...
Dil tutulur, el dolanır, göz bulanır. Yürek yanar, gönül ağlar, kalp "ah"lar yiğidin yürüyüşüne. Bade iç sarhoş ol, dayanılmaz kapının ardından at kendini. Dayanabileceksen sus, yürü ve arkana bakmadan uzaklaş gelmemek üzere. Dayanamayacaksan, ölüm fermanın Türkmen beylerinin adetine saklıdır. Sevilmek her güzelin hakkıdır, lâkin sevilenin seven üstünde hakkı vardır. Sevene sevileneden gelen bir selam ve gülümsemeyle bezenmiş bir tebessüm Kevser tadındadır. Sevilen bir Züleyha, seven Yusuf güzelliğinde olmasa da, Kevser'in tadı Yusuf'u Züleyha'ya, Züleyha'yı Yusuf'a aşık edecek tattadır.
Çelebi'nin Mevlidi'nde, Yunus'un Divanı'nda ve Mevlana'nın "Gel!" çağrısında duman izi var. Çelebi'ye "Yandım", Yunus'a "Hamdım" ve Mevlana'ya da "Yandım" dedirten ateş, bir sevgiliye duyulan aşkta saklıdır. Ham olan yanmakla pişer, pişen konmakla huzur bulur. Yananın ilacı ise sevgilinin "Gel!" çağrısına verdiği cevapta saklıdır...
Yarınlar, yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir...
Reklam