Mevcudiyeti olduğu gibi aslî mahiyetiyle anlamak istiyorsak hayata -kendisine şekil veren ve prensibini kendisinde gizleyen hayata-, yaşayan varlığa tekrar geri dönmeliyiz. İnsanın varlığı, dünya içinde varlıktır; insan 'şey' değil 'şahsiyet'dir. İnsan soyut bir done değil, gelişimde olan somut hayattır, yaratıcı olan hayattır. Varlığın anlaşılması bu gelişim ile doğar, varlık hakkındaki bilgi bu yayılma ile meydana gelir. 'Düşünüyorum o halde varım' cümlesi, 'var olduğum için, bir varlık olduğum için düşünüyorum' şekline çevrilmelidir. Kaynağı ve özü bakımından ilim, ilim için değil hayat içindir: 'Bilgi mevcudiyet tarzına tâbidir.’
Bu nedenle askeri sevk ve idare yöntemine göre, düşmanın üzerine gelmesini ummak güvenilir bir yöntem değildir, sürekli olarak düşmanın gelebileceği olasılığı üzerinde durmak gerekir, düşmanın gelmemesi olasılığına rağmen hazırlıklı olmak en doğru yoldur, düşmanın saldırmayacağını ummak doğru olmaz, sadece düşmanın saldırma olasılığını hesaplamak, tam anlamıyla saldırıya hazırlıklı olmak ve saldırıya fırsat vermemek doğru olacaktır.
Bu nedenle komutanı bekleyen beş tehlikeli hatası olabilir: Ölümüne savaşırsa düşman tarafından yok edilebilir, korkaklık tutsak olmak demektir, paniğe kapılıp kaçmak aşağılanmak demektir, çok mağrur olur kendine güvenirse sonunda utanç duyacak bir duruma düşebilir, adamlarına fazla düşkün olursa zor durumda kalabilir.
İşte bu beş tehlike komutanın hatasıdır, savaşta felaket demektir. Ordunun bozguna uğraması ve komutanın öldürülmesi bu beş tehlikeli hata nedenledir, hesaba katmamak olmaz.
Girilmemesş gereken yıllar vardır, üzerine gidilmemesi gereken askerler vardır, üzerine saldırılmaması gereken kentler vardır, mücadeleye gerek olmayan yerler vardır, yerine getirilmeyecek hükümdar emirleri vardır.
İşte bu değişik olasılıkların sağlayacağı avantajları anlayan komutan savaşı yönetmesini bilen komutandır; değişik olasılıkların sağlayacağı avantajları anlamayan komutan arazi koşullarını bilse bile bu avantajlardan faydalanamaz.
Hızın rüzgar gibi, yavaşlığın orman gibi olmalı. Ateş gibi saldırıp yağmalamalı, dağ gibi kıpırdamaz olmalı. Karanlıklar gibi bilinmez, hareketin yıldırımlar, şimşekler gibi olmalı.