"Sonuna kadar! Bu da ne korkunç, ne müthiş bir kelime!
Doğrudan doğruya ölüm kelimesi bile bu "sonuna kadar" gibi müthiş değildir. İnsanlık kendi kendisini korkutmak için bundan daha cehennemlik bir şey icat etmemiştir.
Burada işiniz ne? Bütün ihtirasların sustuğu; yalnız kederin, yalnız işkencenin bir yaralı kurt gibi uluduğu bu ölüm evinde hâlâ ne oturuyorsunuz? Bu ölü ile sizin ne ilişkiniz vardı?
Kendisini dünyanın en ahlâksız, dalavereci ve hattâ namus ve onur ile en az ilgisi olan insanlardan biri sanırdı. Bu zannını bir çeşit materyalist felsefeye uydurarak ona yüksek bir entellektüalizm süsü verirdi.