O ilahi gecede Allah'a şöyle yakarmıştım:
"Ey göğü ve yeri yaratan, ey olmazı olur kılan... Kendi gizli sevgililerinden birinin adını bana söyler misin? "
O ulaşıldıkça ulaşılmaz olan, bana şöyle demişti:
"İstediğin Can, herkesin gözünden saklı, güzel ve mağfirete nail olmuş, Belhi Sultanü'l Ulema Baha Veleddin oğlu Muhammed Celalettin'dir."
Ben de ona demiştim ki:
"Ey umutların umudu, ey varlığımızın kutsal ışığı. o sevgilinin mübarek yüzünü, Muhammed Celalettin'in suretini bana gösterir misin?"
Her şeyi görüp bilen, bildiğimizi kat kat çoğaltarak, anlamlara ayıran bana demişti ki:
"Buna teşekkür borcu olarak ne verirsin?"
Hiç düşünmeden uzatmıştım boynumu.
"Başımı!"
Takdiri yaradan, takdir etmişti hediyemi ve demişti ki:
"Mana budur işte. Aşk budur. Aşkın tek bedeli vardır, o da candır. Ölümle kutsanmayan aşk, aşk değildir. Bundan böyle Baha Veled'in oğlu Muhammed Celalettin sana helaldir. Git ve onu bul. Git, onu bul, ama bize verdiğin sözü de unutma."