Haçlılar şehre girdiklerinde haftalarca insan keserler. Kendi tarihçilerinin anlatımıyla Kudüs sokaklarında akmakta olan kanın seviyesi atların diz kapaklarına kadar gelmiştir. Artık haçlılara dur diyecek ne Tuğrul bey ne Alparslan ne Melikşah e de adsız bey vardır. İslam toplulukları, birbirlerine düşmenin bedelini, özellikle de kudüs'te ağır ödemişlerdir. Bu hadiseler tam 900 sene önce vuku buldum Ortadoğu'da. Bugün aynı coğrafyaya baktığımızda bir fark görebiliyor musunuz?
Melik Tutuş, Atsız Bey'in şöhretinden son derece rahatsızdır. Türk tarihinin bu ilk Kudüs fatihi, girdiği bütün şehirlerde saygıyla karşılanan, mazlum'u ezmeyen, ganimet peşinde koşmayan bu dürüst adam ne yazık ki Tutuş'un şahsi ihtirasları neticesinde öldürülmüştür.
Ne acıdır ki bu 1073 tarihi ve Kudüs'ün ( Atsız tarafından ) Selçuklular tarafından fethedilmesi ders kitaplarımızda yer almadığı gibi toplumun geneli tarafından da bilinmemektedir.
Beş Şehir Dört yıl, bu dağlarda kurtlara insan etinden ziyafetler çekilmiş, ölüm her yana dolu dizgin saldırmış, seçmeden avlamıştı. Uğursuz tırpan durmadan, bir saat rakkası gibi işlemiş, rast geldi her şeyi biçmişti. Bununla beraber, nüfusu altmış binden sekiz bine inen Erzurum Milli mücadele ön ayak olmuş, Ermenistan zaferini idrak etmiş, yavaş yavaş sağ kalan hemşehrilerini toplamaya başlamıştı.
Beş Şehir Hanlar, kervansaraylar... İşte eski yolculukların sihrini yapan şeyler... Bir kervana katılmak, bir handa gecelemek... Bir gece için tanışmak, ertesi sabah ayrılmak, hayatına birsey katmak şartıyla görmek... Binbirgece'den Gil Blas'a kadar, eski hikâyeler bu cins tesadüflerle doludur. Onlar yolculuğu zengin bir tecrübe haline getirdi.