"II. Frederick'in bu bakış açısı bir dizi tuhaf ve kimi zaman da gaddar deneylerin yapılmasına neden oluyordu. Konuşma çağına eriştiklerinde kendi kendilerine hangi dile yöneleceklerini öğrenmek için çocuklar tamamen sessizlik içinde büyütülüyordu (bu aynı zamanda Adem ile Havva'nın Cennet'te hangi dili konuştuklarını da açığa çıkaracaktı). Bir adam, sırf ölüm anında ruhu bedeninden ayrılırken görülebilir umuduyla bir şarap fıçısına kapatılmıştı. Biri tembel diğeri çalışkan iki adam öldürülerek parçalara ayrılmış, böylece insanların yaşam tarzlarının iç organları nasıl etkilediği bulunmak istenmişti."
"Tapınakçılar -laik Frenkler'de de olduğu gibi- süvarilere ve piyadelere sahiplerdi. Süvariler arasında atlı şövalyeler ve çavuşlar, piyadeler arasında ise okçular ve balta ve mızrak taşıyan birlikler vardı. Şövalyeler ortaçağın tankları idi. Dev savaş atları ortalama 1,5 metre boyundaydı. Atlara -ki onlara savaş atı denmekteydi- tekme atma, toslama ve isirma eğitimi verilirdi."
"Üçüncü Haçlı Seferi'nin sona ermesinin ardından Alman haçlı askerlerinin pek çoğu evlerine döndüler ancak birkaç şövalye Doğu'da kaldı. 1191'deki Acre kuşatması sırasında 1127 yılında Kudüs'te kurulan St Mary Hastabakıcılar Tarikatı'na bağlı kardeşler tarafından kabul edildiler. Şövalyeler'in katılımının ardından adları Kudüs St Mary Hastanesi'nin Teutonic Şövalyeleri oldu."
"Her ne kadar Hristiyan hacıların Kudüs'e girmesine izin verilmiş olsa da onlar kendileri gitmediler ve Acre'de yeni bir merkez kurdular. Acre, sonraki 100 yıl boyunca Latin Doğu'nun en önemli şehri ve Tapınakçılar'ın üssü haline geldi."