"Kendi alışverişini yapan ağalara tek tek aldıkları malların fiyatını sorar ve sarayın mutfak harcamalarını kontrol ederdi. Bu yüzden "pinti Hamid" suçlamalarına maruz kalan Hünkârım şimdi devlet hazinesini israf etmekle suçlanıyordu. Ehl-i Sünnet'e mugayir olmayan tarikat ve ilim erbabı ile sık sık görüşen, ulemaya hürmet göstermesiyle bilinen, günlük yaşantısına namazını eda ettikten sonra Kur'an ve evrad okuyarak başlayan Hünkârım dini kitapları toplatmakla mı suçlanıyordu? Oysa o yattığı odada Kur'an-ı Kerim bile bulundurmazdı. Onun olduğu yerde ayaklarını uzatıp yatamazdı. Baş ucundaki tuğlasını hiç yanından eksik etmeyen, uykudan uyanınca hemen teyemmüm eden, ondan sonra musluğa kadar gidip abdestini alan, asla abdestsiz yere basmayan Hünkârım dini değerleri aşağılamakla suçlanıyordu ha!"
"Ben otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldum ise öylece teslim ediyorum.
Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakk'ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular. Bu memleketi benden sonra on sene idare etsinler, yüz sene idare etmiş sayacağım."