Carlton Mellick III uzun zaman yazdığı kitapları yayınlayacak yayınevi bulamadı. Kitaplarında aşırı şiddet ve cinsellik yüzünden kendi imkanlarıyla basım yapsana kitapçılar kitaplarını raflarına koymak istemedi. Ama Carlton Mellick III yazmayı hiç bırakmadı. Bir kaç yazar arkadaşıyla birlikte yayınevi kurup kitaplarını orada basmaya başladı. Şuan yaşayan en iyi bilim kurgu yazarları arasından gösterilmektedir.
The Terrible Thing That Happens
Dünya kaosa sürüklenmiştir. Yiyecek bulmak imkansız hale gelmiştir. Dünya nüfusu oldukça azalmış bir canlıya rastlamak çok zor hale gelmiştir.
Chocky bitkin bir halde yürümeye devam ederken karşına ışıklar içinde bir yapıyla karşılaşır. Yaklaştığında bunun eski dünyaya ait bir market olduğunu anlar. İçine girip ne olduğunu anlamak ister. Marketi yağmalayan başkarıda vardır. Herkes aceleyle eline ne gelirse alıp marketi terk eder. Chocky şarşkınlıkla etrafa bakınırken bir ses işitir. "Acele et birazdan gelicekler"
Kısa bir süre sonra elinde silahla bir grup içeri girip herkesi öldürmeye başlar. Chocky marketten çıkmayı başarır. Market birden orada hiç var olmamış gibi yok olur. Her gün tekrar eden bir döngü halinde market orada ortaya çıkar ve insanlara yiyecek imkanı sunar. Peki bu market nedir?
Yazarın okuduğum ilk bu oldu ve beni büyüledi.
Çağımızın insanları şekerli atıştırmalıklara bağımlı hale gelmişken bu kitabı yazmak cesaret ister.
Yer altında yamyam şeker insanları vardır. Yılın belli zamanları yeryüzüne çıkıp insanları vahşice katlederler. Şekerler masum değil son derece ölümcüldür.
Charlie'nin Çikolata Fabrikası kitabıyla ve çekilen filmi ile çocuklara zararlı olan şekerli atıştırmalıklara güzel bir eleştiri olmuş.
Jamie küçük yaşlardan itibaren ailesi tarafından istismar edilir. Yeterince büyüdüğünde ayrı eve çıkacak kadar para biriktirip evden ayrılır. Oldukça ucuz fiyata bir daire bulur. Yeni küçük evine yerleşir ve artık eski kötü günleri unutmaya çalışır. Bilmediği şey ise bu eve kötü bir varlık hapsedilmiştir. Bu küçük evin içerisinde bu ikilinin etkileşimini okumaktayız. Hikaye kısa olsada insanı etkiliyor.
Bu kısa kitap içerisinde üç bilim kurgu öyküsü barındırıyor.
-Sergi X
-Sonsuzluğa
-Yarı yarıya
Üç hikaye de çok etkileyiciydi. Yazarlar bazen olayı bütünlüğüyle anlatmayıp, okuyucunun hayal gücüne bırakırlar. Okuyucu kafasındaki soru işeretleriyle hikayenin devamını kendisi tayin eder. Özellikle Sergi X hikayesi buna güzel bir örnektir.
Sergi X
Bir grup, müze benzeri bir yapıya girip oradaki tarihi kalıntıları incelemeye başlarlar. Bu yapı büyük savaş sonrası yok olmuş dünyadan kalan canlıları sergilemektedir. Dünyadaki son örneklerin sergilendiği bu müze ziyarete gelenlerin bir hayli ilgisini çekmektedir. Nesli tükenmiş olan bazı balık türleri, bir ayı ve bazı orman hayvanları vardır. Bu ölü canlılar özel camlar içerisinde içleri doldurularak muhafaza edilmektedir. Ama müzenin en önemli sergisi bunlar değildir. Ziyeretçilerin özellikle görmek istedikleri nesli tükenmiş olan başka bir canlı vardır. Bu canlı savaştan sonra bedeni bir bütün olarak kurtarılan son insandır.
Hikaye bu şekilde son bulmaktadır.
Okuyucu son canlıyı görene kadar ziyaretçilerin insanlar olduğunu düşünmektedir. Ama anlıyoruz ki dünya başka bir uzaylı medeniyet tarafından işgal edilmiş. Yer yüzündeki bütün canlılar yok edilmiş kalan bir kaçı müzelerde sergilenmektedir. Okuyucunun kafasındaki sorulara kendisi cevap vermelidir.
-Müzeler kuracak kadar zeki bir medeniyet neden dünyadaki canlıların tamamını yok etmiştir?
-Dünya insanları bu işgalcilere karşı hiçbir şey yapamamışmıdır?
Bir bomba patlar ve etrafa yeşil dumanlar yayılır. Dumana maruz kalan insanlar çıldırmaya başlayıp diğer insanlara saldırırlar. Bu virüs insanları soğuk kanlı katillere dönüştürür. İnsanlar panik halinde güvenli yerlere saklanmaya çalışırlar.
Missy ve Kevin çocukluk arkadaşlarıdır. Bu salgından korunmak için Jake amca dedikleri bir adamın evine giderler. Jake amcanın evinde yeraltı sığınağı bulunmaktadır. Missy ve Kevin eve vardıklarında Jake amcada bu salgından kurtulmak için sığınağ girmek üzeredir. Birlikte sığınağa girerler. Sığınağın kapısı dört basamaklı şifrelidir. Kapı içeriden açılmadığı sürece dışarıdan girmek imkansızdır. Bir süre sonra Jake amca kendisine virüs bulaştığını düşünerek silahıyla intihar eder. Missy ve Kevin Jake amcanın ölümüyle dehşete kapılırlar. Çünkü kapının şifresini bilen tek kişi odur ve şifrede onunla birlikte gitmiştir. Sığınak uzun zaman yetecek kadar gıdayla doludur. Missy ve Kevin olası şifreleri girerler ama günde sadece 3 hakları vardır ve şifreyi çözmek çok zor olacaktır. 0001 den başlamak üzere şifreyi bulana kadar deneyeceklerdir. İçeride ölmek mi dışarıda virüse karşı ölmek mi daha kötüdür. Zamanla kendilerini kaybetmeye başlarlar.