Dr. HH

Her ne yapıyorsa da bunu başarıyordu. Kendimi dünyanın en rezil insanı gibi hissediyordum. Artık daha fazla burada kalamazdım. Gitmeliydim. Uzak bir yerlere. Elif’in olmadığı, onu bir daha asla göremeyeceğim bir yerlere. Çünkü gerçek aşk böyledir. Ne olursa olsun, bir anda yok olmaz. Zamana ihtiyaç vardır. Hem de bu aşk ne kadar gerçekse, o kadar zamana. Daha fazla bir şey söylemeden masadan kalktım.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Her zaman olmasa da iki insanın kesişmesi, toplumsal olasılık hesaplarının çok dışında bir anomali gibidir. Max Weber ’in dediği gibi insan davranışını rasyonel nedenlerle açıklamak her zaman mümkün olmaz. Çünkü aşk, çoğu zaman rasyonel olanın sessizce çöktüğü noktada başlar.
1000k
Beni fark etmediği için biraz fazla yaklaşmıştı. Ben de durumu anlayıp onu rahatsız etmeden bir adım geri çekildim. Nihayet koca gövdemi fark edince yüzüme bakıp gülümsedi. İşte o anda kalbim durdu. Gerçekten. Yani şimdi “Hadi lan oradan! Olur mu hiç öyle şey!” diyenleriniz vardır, biliyorum ama durdu işte. Tekrar atsın diye de uğraşmadım. Hatta bir daha hiç atmasa, mutlu bile olabilirdim. Ama attı işte. Karşımdaki kız gülümseyince duran kalbim, bu gülümsemenin gerçek olduğunu anlayan beynim sayesinde tekrar attı. Kız hiç konuşmadı. Sadece gülümsedi..
Çalılığın arkasına saklanmaya çalıştım. Bir seksenlik boyuma uygun bir yer değildi ama saklandım. Küçücük oldum. Kendimi hissettiğim kadar küçük. Ne işim vardı ki burada? Bırak işte, düşme peşine. İz sürmek hep zararlıdır… Onu izlemek hoşuma gidiyordu. Tecrübelerim birazdan göreceklerimden pek hoşlanmayacağımı, üstüne üstlük acı çekeceğimi söylüyordu. Acı… Nedir ki? Fiziksel ya da düşünsel mi? Yoksa ikisi birden mi? Benim için fark etmez. Acıyabilir, önemsemiyorum. Aslında önemsiyorum da önemsemiyor gibi görünmek istiyorum. Bunun beni daha güçlü göstereceği gibi aptal mı aptal bir düşüncem var. Aptal mıyım? Tabii ki. Tanıdığım herkes kadar. Hatta biraz daha fazla.
1000k
“Devlette çalışmak istiyordun ya, öğren işte!” diyerek kadehini bankonun üzerine koydu. Soran gözlerle bakmayı sürdürmem üzerine açıklamaya koyuldu. “Bürokratların en önemli özelliği budur. Hiçbir zaman ellerindeki imkânın yeterli olmadığını söylemeye yanaşmazlar. Böyle söylerlerse, devletin zayıf olduğunun düşünüleceğini zannederler. Amirleriyle konuşurken de ellerindeki her şeyin yeterli olduğundan dem vururlar. Bir şey isteyecek olurlarsa, yeteneksiz gibi algılanacaklarından korkarlar.”
1000Kitap