Derler ki çiçekler'de sevgi ister. Çiçeği bir dekor olsun için ekenlerin çiçekleri tutmazmış da , onları , bizzat onlar için sevgi ile ekenlerin çiçekleri tutarmış.
Hazreti peygamber namazda iken bir çocugun agladıgını duysa onun ıstırabını dindirmek için namazı hafif tutardı.Böylece İslam'da sevgi ve merhamet hissi aile içi duygu alışverişi olmaktan başlayarak,dünyaya,insanlara,hayvanlara ve bütün yaratılanlara bakışın temeli çıkış noktası oldu...
Televizyon bir şamardır.Hem kendi hanemizde kendi elimizde suratımıza inen büyük bir şamar.Bize neler yasak, şunlar bunlar işte. Bu yasakları bu haramları televizyonun bizimhane mizin içine kadar getirir her çeşidini barın'ı umumhane sini meyhanesi'ni ve biz oturur müslümanlığımızla karımız kızımız la onu seyrederiz ve sonra deriz ki nasıl oluyor da Mukaddesâtımız elden giderken bize vururlarken ses etmez vurana vurmayız.
Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir müslümanda değil Cihat etmek , acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?
Bir müslüman vakit namazlarından birini elinden olmadan kaçırır, bir sonraki namazın vakti girdikten sonra hatırlar da, bundan dolayı kalbine şiş saplanmış gibi olursa onda zerre miktar iman vardır.
Hadis-i Şerif
Çocukların ve gençlerin muhtevasını ,ne söylediğini, anlamadan dinledikleri müziklerin onların içlerinde açtığı oyukların, çukurların derinliğini ölçmekte miyiz?