Biz cevaplar arıyoruz. Cevaplar buluyoruz. Yanlış cevaplar buluyoruz. Doğru sandığımız cevapların, rezil edildiğini görüyoruz. Ama içimizde bir yerimizde, gizli bir yakut gibi sakladığımız, pırıl pırıl bir ümidimiz var. Bütün ahlâkına ve ahlâksızlığına rağmen, insandan ümidimizi kesmedik. Kesmeyiz. Tartışmasız yobazken de, tartışmasız inkârcı iken de kesmemiştik.
Cebimizde metelik yokmuş.
Terk edilmiş bir köpek yavrusu gibi açmışız. Herkes bizi hor görmüştür:
— Adam sen de, diye düşünürüz, adam sen de! Yarın elbette huzur-u mahşerde...(!)
Mehmed Ali içinden gülüyor: Onun hiç soru sormadığını; kafasında, ömrü boyunca, hiçbir soru işaretinin çengellenmediğini biliyor, çünkü.
— Soru işaretsiz bir adam, diye düşünüyor, şu kadar yıllık hayatı, sırf onaylama ve ünlem! Bizzat o ve yaşadığı hayat, başlı başına bir onay.
Biz, diyor, hayalperestiz. Büyük hayalperest belki. Fakat biz temiz olmak istiyoruz. Aydınlık. Kimseyi kirletmek, kirli düşünmek istemiyoruz. Özellikle kimsenin ümitlerini.
Her şey bizim içimizi bulandırıyor, diye tekrarlıyor, her şeyden tiksiniyoruz.Biz nihilizmin göbeğine düşmüşüz. Kırmızı biber gibi acı bir nihilizmin.