Her şeyden uzaklaşıp kaçıp gitmek istediğinde dünya küçülür, küçülür ve daracık bir kapana dönüşür. Zihnini kaplayan karanlık leke güzel anların izlerini bir bir silerken, şarkılar ağır ağır susar.
Kalbinin en derininde saklı olanı çekip çıkarmak, onu anlatacak en yalın kelimeleri bulmak bazen mümkün olmaz. Yaptığınız tercihin geri dönülmez bir hata olduğunu anladığınızda yaşadığınız karanlığın bir dili, bir sesi yoktur.
Yıllar akıp gittikçe en çok eksildiğiniz kelimelere muhtaç bir haldeyken, karşınızdakinin kim olduğundan, ne kadar inandırıcı göründüğünden ziyade, söylediği o efsunlu kelimenin büyüsüne kapılırsınız.
Zorluklar bazen insanı tutarsızlığa mecbur bırakır ve ondan beklenenin tam aksine tavırlara iter. Gerçekliği inkârın bir yolu da aklın ve mantığın söylediğinin zıddını yapmaktır. Hayatımızı kaplayan yeisten, kara bulutlardan kaçabilmek için gerektiğinde gerçekliğin en yalın ve saf haliyle bile göz göre göre çelişmeyi, çatışmayı yahut onu büsbütün yok saymayı kabulleniriz.