Ömrüm genellikle sıkıntılarıma çare aramakla geçti. Her defasında şunu öğrendim: Bir hayale, bir hedefe doğru gidiyorsan asla pes etmeyeceksin. Engel çıktığında vazgeçmek yok, devam edeceksin. Bütün kapıları zorlayacaksın. Bütün kapıları zorladın, açılmadı mı? "Benden bu kadar Rabbim," diyeceksin ve yakarışta bulunacaksın. "Gideceğim başka kapı yok; senin ikramın ve lütfun tek kapımdır benim. Çünkü ben, verdiğin irade ile vazifemi yaptım. İrademin dışında kalanlar sana ait. Hayrı da şerri de sen bilirsin. Hayırlı olanı ver Rabbim."
Önceki devletlerimiz, Selçuklumuz, Osmanlımız, Türkiye Cumhuriyetimizle biz aynı ağacın dalları, yaprakları, gövdesi ve kökleriyiz... Bunların hepsi tek ve bize ait. Yanlışlarımız olabilir, eleştireceğimiz şeyler olabilir, birbirimizle tartışabiliriz ama birbirimize asla düşman olamayız. Olanlarsa bizden olamaz.
Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda
Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum
Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse elini uzatmıyor
Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan bir deniz gibi
Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.
Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme
Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar
Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda
İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda
Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar
Biz bunun için mi geldik.
Erdem Bayazıt
Zengin elindekilerden başkalarına da verebilen kişinin sıfatıdır. Bir kişi elindekilerden bir şeyleri ihtiyaç sahiplerine vermeyi beceremiyorsa fakirdir. Hadsiz miktarda malı mülkü olsa bile fark etmez. Yoksuldur. Bir şey veremiyorsa ihtiyaç sahibidir. Gözü doymamış demektir.