Hafifçe gülümsedi. "Çünkü inançsızsın teksin."
Başımı iki yana salladım,kolumu indirdim. "Hayır hepsini görsem de sadece sana inanağım çünkü bana ilk gelen sen oldun."dedim
Alev ailesine olan bütün öfkesini sinirini dövüşerek çıkarır o kafesin küçük maymunu herkesi alt eden güçlü bir kadın ayrıca gittikçe artan kabuslarlar mücadele etmeye çalışır
En son dövüşü için gittikleri yerde dövüş esnasında bir deprem olduğunu zannedip bir yarıktan düşer
Gözlerini açtıktan sonra bambaşka bir zamanda bambaşka bir diyardadır ve Alev bunu yine bir rüya olduğunu düşünür
Ama burada ona herkes rüyasında gördüğü gibi Naire der Alev ne kadar ben o değilim dese de kimse buna inanmaz tıpatıp aynısıdır saçındaki sarı tutama kadar.
İsimleri bile aynı anlamı taşır.
Prens Velya babası öldükten sonra tahtı kendisi hak ettiğini ve kendisi başına geçmesi gerektiğini düşünür ama küçük kardeşi geçmiştir ve Naire'den ondan yardım etmesini ve yeniden tahta geçmesini sağlamasını ister
Bunun için Prens Naire'yi eğitmeye başlar ve onu tam bir leydiye çevirerek gizlice onu kardeşini sarayına sokmaya düşünür ama Naire duyduğu sözler sonucunda sarayı terk edip kaçar oradan
Kaçarken gizlendiği yerde onu bulan biri sonunda onu bulduğunu söyleyip onu saraya götürür bu küçük kardeş Kral Bahir'dir.
Nahide işe gördü rüyalar hiç bitmez ve onu bambaşka bir yere sürükler peki ama kim doğruyu söylüyordur Bahir mi Velya mı?
Sarayda dönen olaylar ihanetler ve ölümler...
Kitabı ilk gördüğümde kapağından bayağı etkilenmiştim ve tahmin ettiğim gibi okuyucuyu merak ettiren güzel bir fantastik kitabıydı.
Bazı yerlerde gereksiz uzatılmış gibi geldi bana
Ben Naire'nin ateş gücünün daha fazla olmasını ve Bahir'in sarayındaki olayları daha çok okumak isterdim
Kitabı yarısından sonra daha çok heyecanla ve merakla okudum.
Sonu daha farklı olabilir miydi diye düşündüm kitabı kapatırken ama bilemedim böyle de güzeldi böyle de sevdim
Ateş TaşıyıcıPınar Uzun · La Kitap Yayınları · 202423 okunma