Normalde içinde savaşların yer aldığı romanlar okumazdım. Ama kitapsızlıktan öldüğüm, elimde hiç kitap kalmadığı bir dönemde, bir arkadaşın kitaplığında gördüm bu kitabı. Hiç yoktan iyidir diyerek ödünç aldım ve okumaya başladım.
Ben okudukça kitap beni içine çekiyordu. Günde 100-150 sayfa okumaya başlamıştım. O kadar sürükleyici ve harika bir kitaptı ki, "içinde savaşların konu edindiği kitapları okumam" şeklinde olan düşüncem -hatta ön yargım diyeceğim- yok oldu.
Ve yine bu kitap sayesinde yıllardır kitaplığımda duran ama bir türlü başlamak istemediğim "Doğunun Limanları" kitabına da başlayıp bitirdim.
Bin Muhteşem Güneş kitabının sonuna yaklaştıkça; bir yandan hiç bitmesin istiyordum, bir yandan da "acaba ne olacak" diyerek okumaya devam ediyordum. Sonu efsaneydi ;)
Gerçekten harika bir kitaptı. Gerek başı, gerek içeriği, gerek sonu olsun her şeyiyle mükemmeldi. Herkese tavsiye ederim. :)