Develere çöl gemileri derler bilirsin,bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür;o kadar dayanıklıdır yani.Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeniyle karışınca bu ,devenin daha çok hoşuna gider.Boylece yedikçe kanar,kanadıkça yer ,bir türlü kendi kanına doyamazsın veengel olunmazsa kan kaybından ölür deve.Bunu adı hareketin. Hırs,ihtiras,haris gibi kelimeler buradan gelir.Butun Ortadoğu'nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.Kendi kanından sarhoş olur...
Kitap Selanikli bir Yahudi Leon'un yazar olmak isteyen kızı Ester ile İttihat ve Terakki mensubu Şehsuvar Sami Bey arasındaki aşkı ve Şehsuvar Sami'nin o döneme damgasını vuran, yaşadıklarını anılarını ve hatıralarını Ester'e mektup şeklinde anlatmasını konu alıyor...Mektuplarda O dönem büyük umutlarla İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin başta kazanıyor gibi gözüküp sonu hüsranla biten hikayesini ve mensuplarının acı sonlarını anlatırken Osmanlı devletinin son dönemlerinde bulunduğu buhran ve Osmanlı Devlet'ni eski güzel günlerine getirme gayesiyle çıktıkları yolda umulan aksine acı sonla çöküşe gitmesi ve baskı rejimini kaldıracağız sloganıyla hükümetin başına geçip öncekinden farkı olmayan bir yönetim ortaya koymasını hatta onu da aratacak hale getirmesini okuyoruz....Kitabın bence en önemli yerlerinden birisi de Osmanlı'nın 1.Dünya Savaşına sokulmasını da acı hikayesini anlatmasi.Orada bulunan hiç kimsenin kabul etmediği halde bir anda oldu bittiye getirilip kendimizi savaşın içinde bulmamız ve kaçınılmaz son çöküş. Kitapta en cok liyakatsiz kadroların elinde devletin ne hale getirildiğini ve yıkıma giden yolun taslarini kendi elleriyle nasıl dosediklerini akıcı bir dilde ve hiç sıkılmadan anlatıyor.Ne yazikki kitabin kahramani da akibeti bu sondan nasibini aliyor.Kitap konusu ve anlattiklariyla Falih Rıfkı ATAY'ın "Zeytindagi" eserine benzer geldi.Hatta o kitapta okuduğum bir satırın aynısını bunda da bulduğumu ifade edebilirim...Polisiye eserleriyle tanıdığımız yazarın tarihi roman denemesi bence harika olmuş hicbriyerinde sıkılmadım yazardan bu tarzda kitapların devamının gelmesini talep ederek incelememi bitiriyorum...
Harbin,insan mevcudiyetinin bir parçası olmasından bahsediyorum.Bizlerin nasıl bir mahluk olduğundan...Ne yazık ki,insan,tek tek ya da topluca öldürmekten zevk alan yegane hayvan türü..