Razilo

Bir gün gelir, sözcüklerin büyüsünden sıyrılmamız gerekti­ğini anlarız hepimiz. Yüce duyguların, kalıptan çıkmış düşünce­lerin büyüsünü işler kılan sözcüklerin büyüsüne kapılmaktan vazgeçmemiz gerektiğini. Yürümenin, yemenin, boşaltımın ken­dimize özgü biçimini nasıl öğrendikse, konuşmayı, duymayı, düşünmeyi de kendi kendimize öğretmemiz gerektiğini anladığı­mız bir gün gelir. Hepimiz için. Ama er, ama geç. Duygularımı­zın, düşüncelerimizin, sözlerimizin, gerçekten bizim olmağa başladığı bir gün... İşin tuhafı, kendimizce konuşmağa başladığı­mızda, söylediklerimizde tutamak, dayanak bulamayanlar çok olur; bu sözleri yadırgadıklarını, anlamadıklarını söylerler. Bel­ledikleri kalıplarla konuşulmadıkça, ırzlarına geçildiğini sanan zavallılar da vardır. Bunların ayması için başlarına ölümcül işler gelmesi gerekir sanki...
Sayfa 216 - metis, 2020
Reklam
Her satırım bir başka ağızdan, bir başka kalemden çıkmış gibi oldukça ben dünyanın tümü olacağım, her şey olacağım...
Sayfa 201 - metis, 2020
Herhangi bir şey yapmanın, bir şey yapmağı reddetmenin, inandırıcı, kandırıcı, güç verici bir gerekçesi her zaman bulunabilir, bir açıklaması yapılabilir. Ya da bulunabileceği, yapılabileceği sanılır; uzun süre... Sonra bir gün bu gerekçelerin temeli sarsılır, çöker. Ölmenin bile bir anlamı kalmaz. Ağzı hanidir görünmez olmuş bir dipsiz kuyuda düşmekte, düşüp durmakta olmanın, buna oranla mutluluk sayılabileceği bir durum.
Sayfa 176 - metis, 2020
Dipnot (IV.Bölüm)
Artık aynalar içinde geziyor gibiyim. Kim ne hale geldi, ka­pı (çıkış kapısı) nerede, ben de bilemez oldum. Dipnotlarımın an­lamı eridi gitti. Bir başka el katıldı yazıya. Kitabın, artık "kita­bım" dediğim bir yazının her yanı delik deşik sanki. Herkes her yerinden içine sızabiliyor. Bunun sonucu ne olur, çok geçmeden anlarız. "Defter dolduran" kim, şaşırıverdim. Ya da, öyleymiş gibi göstermek için uğraşıyorum. Neden? Galiba onu da bilmiyorum.
Sayfa 161 - metis, 2020