Aristoteles kendimizi anlayabilmemiz için dünyayı anlamamız gerektiğine inanıyordu. Aynı zamanda, dünyayı anlayabilmek için de kişinin kendisini anlaması gerektiğine inanıyordu. Özellikle, kişi, anlama arzusunun gerek kendi ruhunda gerekse tüm dünyada oynadığı rolden habersiz olursa, insan aklından ve onun anlama kapasitesinden habersiz olursa, arzusunun peşinden gitmenin kendisine ve başkalarına maliyetinden habersiz olursa, dünyayı anlayamaz.
...insan dünyayı anlama yoluyla kim olduğunu anlamaya başlar. Dünyayı anlama tasarısı kimliğimizin temelinde yatar. Bu tasarıyı tamamına erdirinceye dek, yalnızca anlama arzusunun gerçekte ne türden bir arzu olduğunu tam olarak bilememekle kalmaz, kendimizin gerçekte kim olduğunu da bilemeyiz. Yani dünyanın sistematik kavrayıcısı olmanın ne demek olduğunu tam olarak anlayamayız. Bu nedenle, yalnızca bakışlarımızı kendimize çevirerek kendi kendimizi tanıyamayız. Anlama arzusu duymamızdan, özünde sistematik kavrayıcılar olmamızdan ötürü, kendini-anlama bir ölçüde dolaylı olmak zorundadır.