"Hepiniz birer gevezeden ve farfaracıdan başka bir şey değilsiniz! Küçücük bir acınız olsa, on paralık yumurtası için ortalığı birbirine katan tavuklara dönersiniz! Üstelik burada bile başka yazarların düşüncelerini çalarsınız! Ruhlarınızda bağımsız bir yaşamdan iz bile yok! İspermeçetten yapılmış yaratıklar ! Damarlarınızda da kan yerine serum dolaşıyor! Hiçbirinize inanamıyorum! İlk işiniz, ne pahasına olursa olsun İNSANA BENZEMEMEKTİR!
Düşün ki yalnız uykuda bitebilir yüreğin bütün acıları,Çektiği bütün kahırları.
Uyumak,
Ama duş görebilir insan uykusunda.
Çok kötü... çünkü o ölüm uykularında; sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından öyle düşler görebilir ki insan. Bir düşünsene
Ama işte bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden. Yoksa kim dayanabilir ki zamanın kamçısına, zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, SEVGİSİNİN KEPAZE EDİLMESİNE, kanunların bu kadar yavaş, yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine kim dayanabilir? Kötülere kulluk etmesine iyi insanın, bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken kim dayanabilir?
Kim ister ki bütün bunlara katlanmak? Ağır bir hayatın altında inim inim inleyip ter dökmek? Ölümden sonraki bir şeyden bu kadar korkmasa o kimsenin gidip de dönmediği o bilinmez dünya ürkütmese bu kadar yüreğini kim dayanabilir?
Şimdi herkes sevdiğinin ona gelmesini bekliyor. Herkes mutluluğu kendi hakkı biliyor. Herkes onca acının sonunda karşılığını almak istiyor.
Peki bu hikayede kim sonunda mutlu olmayı hakediyor?