Dünyada bir tek insana inanmıştım ki,bunda aldanmış olmak,bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.Ona kızgın değildim.Ona kızmama,darılmama,onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum.Ama bir kere kırılmıştım.Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık,adeta bütün insanlara dağılmıştı;çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar , vazifelerini yapıyorlar , hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim? Ruhum , bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu?
Bu karanlık ve sıkıntılı manzara ne kadar güzeldi!Yaşamak,tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek,hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak;herkesten daha çok,daha kuvvetli yaşadığını,bir âna bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak…Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek,onu bekleyerek yaşamak…Dünyada bundan daha ferah verici bir şey olabilir miydi?