Hamit Kemal

Onlar o kadar kahramanken senin oturup ağlaman da insanlığımıza yakışmaz. Altmış altı oynar gibi gülerek ölüme gi­ den laz takacılan, mavnaya cephane yüklerken "Ne var?" diye tek­ neye çıkmak isteyen gümrük muhafaza memuruna sarılıp beraber denize atlayarak beraber boğulan hamal Kürt Muso'yu, tevkif edi­lecek arkadaşlarına kaçma fırsatı vermek için elini mahsustan diş­liye kaptıran tesviyeci Ahmet Ustayı, doğma büyüme lstanbullu olduğu, ömründe bir kere bile Heybeli'ye geçmediği halde, sınıfta­ki kürsüsünün altında kendisini Şeytan Adasına götürecek kadar tehlikeli belgeler saklayan genç öğretmenleri, tavuk kesemeyecek derecede yufka yürekli iken işgal kuvvetleri zabitlerini karanlıkta bıçaklamaktan çekinmeyen esnaftan, ameleleri, burada kalmak emrini alınca, gidip döğüşemeyeceklerine ağlayan, Trablusgarp'ta, Balkan'da, Seferberlikte durup dinlenmeden döğüşmüş subayları, gizli teşkilata çalışan 10-12 yaşındaki çocuk Murat'lan, polis mü­düriyeti zindanlannda, Kuvayı Milliyecilere işkence ederken, ilk fırsatta, kulaklarına eğilip: "Biraz daha dişini sık kardeşim ... Döğ­mekten şimdi vazgeçeceğiz. Aman söyleme!" diye fısıldayan polis neferlerini, hele hepsinin üstünde, bizim lzmirli Niyazi'yi düşün!"
Sayfa 230·Kitabı okudu
Reklam
Çöküntü devirlerinde iki çeşit insan meydana çıkıyor. Na­mussuzlarla namuslular ... lki tarafta da, boğuşma büyük bir şid­detle, açıktan yürüyor. Hele, önce "vatandaş" sonra "insan" olun­ması gereken dehşetli sıralarda faziletle, alçaklığın boğuşması ka­dar korkunç muharebe yok. Muharebede düşman karşıdadır. Üni­formalıdır. Az da olsa, çok olsa da bir zaman sonra önemi kalmaz. Kaçarsın, kovalarsın ... anında ölenler, yaralananlar olur. Ama, hep ileriye bakmanın bir rahatlığı vardır. Oysa esir bir şehirde, dost kim, düşman kim, bilinmez!"
Sayfa 228·Kitabı okudu
Milletler de, zaten balıklar gibidir­ ler ... Başlarından tutuluyorlar. Yahut başlarından çürüyorlar.
Sayfa 135·Kitabı okudu
- Ne diyor? Ne davası bu? - Boşanma davası. .. - Yok canım! Hayır, sanmıyoruml Avukat sakindi. Kamil Bey gözlerini kırpıştırarak Suat Bey'le Fahriye Hanım'a baktı. - Kadın mı boşanmak istiyor? - Elbet. .. Yoksa mahkemeye gelirler miydi? Adam gönderirdi kadının boşkağıdını, o kadar...
Sayfa 125·Kitabı okudu
Her vakıf, din perdesi altında garanti edilmiş bir servetten, güvene alınmış bir mirastan başka bir şey değil...
Sayfa 115·Kitabı okudu
Reklam